Mustafa Onur Günay

Mustafa Onur Günay
@mustafaonurg
Sakallı Vasfi de Sofular kahvesinde elini sallayarak Ziya Paşa’nın beytini okuyordu: Derde uğrar kim sadakat etse elbet devlete; İstikâmet mahz-ı cinnettir bu mülk ü millete
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir aralık Macide’yi hatırladı; karnındaki tehlikeden gürültüsüz kurtulduğuna sevindi. Mesut oldukları için değil, bedbaht olmadıkları için sevinenlerin hazin neşesiyle memnundu
Puan vermedi·640 syf.·
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Mithat Cemal Kuntay
8.3/10 · 3.387 okunma
-Hey, ya Rabbim! Şu zavallı İstanbul da az zaman içinde neler gördü! Necdet gözleri dolu dolu: -Evet bizleri iliklerimize kadar çürüttüler! dedi. Öbürü hemen kendini topladı: -Yok canım; bunların hepsi geçer, unutulur. Ateş her şeyi temizler. Beni de kendin gibi ümitsizliğe düşürme... Necdet şüpheli bir gülümsemeyle gülümsüyor: -Bir kere bakiriğini kaybeden kıza ilk saflığını ne verebilir! diyordu. Dünyanın bütün kuvvetleri bir araya gelse, bir çamur yığınını bir altın kümesine çeviremez. Ve Cemil Kamil tekrar etti: -Ateşin temizlemediği pislik yoktur.
6 Ekim İstanbulun Kurtuluşu
Hıyanetin, zulmün yarı ezilmiş bir yılan haline girip topraklarda sürünüşü onun hıncını yatıştıracağı yerde büsbütün artırıyordu. Genç adam, Truva kalesinin etrafında galip Achille'in hiç sönmeyen bir kin ile mağlup düşmanı Hektor'un cesedini zafer arabasına bağlayıp niçin yerden yere sürükleyerek dolaştığını ve nihayet bununla da öfkesini alamayarak bir kayanın üstünde neye yumruklarını ısırdığını şimdi her vakitten daha iyi anlıyordu.