Yazarın okuduğum üçüncü kitabı ve genel kültürüne hayran kaldım diyebilirim ancak adeta bir Netflix dayatması gibi ana karakterin sonradan lezbiyen olmasına bence gerek yoktu. Çok spesifik konular
Bastığın toprağı tanı, tozun bile hakkı var.
Dağın, taşın, Kurdun, kuşun, yozun bile hakkı var.
Bu Toprakta yaşayandan, bu Vatanda yaşayandan tuzun bile hakkı var.
Özü hain olanlara, özü namert olanlara bu yeryüzü dar olsun.
Çalkalansın Karadeniz, TANRI TÜRK’e yar olsun!
Kafkaslardan esip gelen yeller bizim yelimiz,
Kırgız, Kazak, Özbek, Azer diller bizim dilimiz,
Musul, Kerkük, can Karabağ eller bizim elimiz,
Haykır Sefaiyem haykır, TURAN Eller var olsun.
Çalkalansın Karadeniz, TANRI TÜRK’e yar olsun…!
«Ancak bu mükemmel antlaşmanın bir kusûru vardır. Boğaz'a serbestî verdik, Batı Trakya'ya özerklik veremedik, Yunanlılardan tamîrât bedeli alamadık, İskenderun Türklerini sınırımız içine alamadık, Musul'un hâlli sonraya kaldı.»
«Ancak bunları da yapmak mümkün değildir. Nedenlerini yerlerinde yazdık.»
«İki yıl sonra bunu da alamayarak İsmet bütün Musul'u terk etti. Bu işe Fethi'yi memûr ettiler. İngilizler de Vilkons'u Mesele Milletler Cemiyeti'ne düştü. Oyların çoğunluğu bizim tarafa dönmüş, ancak bizim Bern elçisi olan Cemâl Hüsnü üyeden birine rüşvet teklif etmiş. Adam kızmış, aleyhimize oy vermiş. Pek az bir çoğunlukla İngilizler kazanmış. Musul gitti.»
«Cemâl Hüsnü gibi, sarhoş, rezil, câhil birinden elçi olursa işler de böyle olur. Ama herif ağalara dalkavuk ya yeterli. Millet çeksin... Kime ne?!..»