1000Kitap Logosu
Rıza Nur

Rıza Nur

Yazar
Çevirmen
BEĞEN
TAKİP ET
8.3
80 Kişi
188
Okunma
56
Beğeni
3.278
Gösterim
Tam adı
Dr. Rıza Nur
Unvan
Türk Siyasetçi, Devlet Adamı, Yazar, Türkolog-tarihçi ve Hekim
Doğum
Sinop, Türkiye, 30 Ağustos 1879
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 8 Eylül 1942
Yaşamı
1879 yılında Sinop'ta doğdu. İlköğrenimini Sinop'ta yaptıktan sonra İstanbul'a gelerek Soğukçeşme Askeri Rüştiyesi'ne girdi. Sonra Tıbbiye İdadisi'ni (Tıp Lisesi) ve Mekteb-i Tıbbiyei Şahane'yi (Askeri Tıp Okulu) tabip yüzbaşı olarak bitirdi. 1901 yılında Gülhane Hastanesi'nde (Askeri Tıp Akademisi) staj yaparken çalışkanlığı ile Alman hocaların ilgisini çekti ve orada asistan oldu. Önce Prof. Dr. Deike Paşa'nın yanında çalıştı, sonra cerrahi kısmına geçti. Prof. Dr. Wietin Paşa'nın yanında çalışarak operatör oldu. Bu arada fenni sünnet usul ve aletlerini anlatan özgün bir kitap yazdı. Önce padişaha sunulan kitap sonra yayımlandı ve Prof. Wieting tarafından bir kısmı Almanca'ya çevrildi. 1903'te Rumeli Zibefçe gümrük kapısına bakteriyolog olarak atandı. 1905 yılında Gülhane'ye yardımcı öğretmen, 1907'de Askeri Tıbbiye'ye cerrahi hocası oldu. Meşrutiyet'in ilanından sonra yapılan seçimlerde Sinop'tan milletvekili seçilerek Meclis'e girdi. 1908 yılında Birinci İcra Vekilleri Heyeti'nde Maarif Vekili'ydi.  1920 yılında Sovyetler Birliği'yle dostluk ve yardım antlaşması yapmak üzere Moskova'ya gönderilen heyete delege olarak katıldı. Cumhuriyet'in ilanına kadar bütün hükümetlerde Sıhhiye Vekili olarak görev aldı. Lozan Konferansı'na ikinci delege olarak katıldı. İkinci dönemde yeniden Sinop milletvekili olarak Meclis'te yer aldı. 14 cilt tutan Türk Tarihi'ni bu sıralarda yazdı. 1926 yılında Sinop'ta bir kütüphane kurarak, gelir kaynaklarıyla birlikte eğitime vakfetti. 1942 yılında İstanbul'da vefat etti. 
Lozan Hatıraları
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hayat ve Hatıratım
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hayat ve Hatıratım 1
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hayat ve Hatıratım 2
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hayat ve Hatıratım Cilt 4
OKUYACAKLARIMA EKLE
Cumhuriyet Devrinin Perde Arkası
OKUYACAKLARIMA EKLE
Siyasi Risaleler
OKUYACAKLARIMA EKLE
Topal Osman Olayı
OKUYACAKLARIMA EKLE
Cemiyet-i Hafiye - Gizli Örgüt
OKUYACAKLARIMA EKLE
Cemiyet-i Hafiye
OKUYACAKLARIMA EKLE
Hücumlara Cevaplar
OKUYACAKLARIMA EKLE
250 syf.
·
1/10 puan
Yaklaşık 5 ay önce bu serinin ilk kitabı olan, Rıza Nur'un hayatını anlattığı kitabını okumuştum. Hem Müslümanlığa övgü yapıp hem eşcinselliğe yönelmesi, hem milli değerimiz olan Atatürk'ü fuhuş yapmakla suçlayıp hem de zamanında kendisinin tecavüz girişiminde bulunmasından dolayı serinin devamını okumama kararı almıştım. Fakat merakıma yenik düşüp, "Ne saçmalamış acaba, hiç olmazsa gülerim." diyerekten başladım, öfkeyle bitiriyorum. İncelemeye başlamadan önce Hasan PULUR'un Rıza Nur hakkındaki yazısından bir kesit sunmak istiyorum: "Adam 'beni iki defa beceremeye kalktılar!' diyor. Adam, 17 yaşında bir delikanlıya aşık olup, aşk mektubu yazıyor. Adam, evine gelen teyzesinin kızına saldırıyor. ... İşte bu adamın sapıklıklarını, kendi yazdığı kitaptan aktardık diye bozuldular. Niye? Çünkü, tartışılan adamın cinsel tercihi değilmiş.. Evet ama, ruh sağlığı, mizacı, karakteri böyle olan bir adamın, kendi elyazısıyla yazdığı bu itiraflara bakıp, onun Atatürk, İnönü ve cumhuriyeti kuran kadroya kustuğu 'iddia ve itiraflar' hakkında bir yargıya varılamaz mı? " Rıza Nur bu kitabında Lozan Antlaşması sırasında (9 ay) yaşananları ve kendisini başında olarak tasarladığı yeni Türkiye'nin devlet düzeninin nasıl olması gerektiği hakkında yazılar yazmış. Kitabın her bölümünde Mustafa Kemal ATATÜRK'e, İsmet İNÖNÜ'ye, Kazım KARABEKİR'e, Rauf ORBAY' a; milli ve manevi değerlerimize küfür var. Atatürk'ün manevi evlatlarıyla ilişkiye girdiğini yazmış, Fikriye ve Latife Hanım hakkında ağza alınmayacak küfürleri yazıya geçirmiş. Batı cephesinin kumandanı İnönü'nün zekasını alaya alıp birçok kez "akılsız" yakıştırması takınmış. Cumhuriyetimizin kurucularını hırsızlıkla suçlamış. Kitabı okumayı sırf bu incelemeyi yazabilmek, insanları bu kitabın saçmalığına inandırabilmek amacıyla sürdürdüm, yazacak çok şey var fakat elim gitmiyor. Hakaret etmek istemiyorum. Okuduklarımdan anladığım kadarıyla kendisi zaten bir "kafatası ırkçısı". Ne demek bu? Yani ırken Türk olmamasına rağmen mânen Türk olan, yıllarca Anadolu topraklarını yurdu belleyen insanlarımızı bu vatanda istemiyor. Sırf bu ideolojisi bile kendisi hakkında büyük ipuçları veriyor. Kitap hakaret dolu. Neresinden tutsam öbür tarafı kalacak. Yazamıyorum.
Hayat ve Hatıratım 2
Okuyacaklarıma Ekle
5
464 syf.
·
5/10 puan
Psikolojik olarak hasta mı, normal mi veyahut her ikisi de mi?
Evet kitabın yazarı Rıza Nur'dan bahsediyoruz. Belli bir güruh tarafından aktardıklarına (sadece belli bir kısımına) dört elle sarılılan bir diğer güruh tarafından da hayatı boyunca psikolojik rahatsızlıklar vb. özellikleri taşıdığı kastedilerek bütün hayatı tabiri caizse çöpe atılan bir şahsiyet. Ben iki tarafın da özelliklerini taşımadan kendimce bir bakışla düşüncelerimi belli bir yazıya dökme kanaatiyle bu yazıyı yazmakta bulunmaktayım. İlk başta kısa bir biyografi ve ve hayatında taşıdığı işlevler tarafıyla başlamak istiyorum. Rıza Nur Sinop'ta 1879 yılında dünyaya geliyor... İstanbul'a gelerek Tıp Lisesi ve Askeri Tıp Okulunu bitiriyor... Staj yaparken Alman hocaların da dikkatini çekiyor velhasıl 1907'de Askeri Tıbbiye'de cerrahi hocalığına kadar yükseliyor. 1908'de binbaşılığa terfi ediliyor. Meşrutiyetle Sinop'tan mebus seçiliyor, Maarif Vekili olarak görev yapıyor. Bu arada İttihatçılara yönelik ağır ithamları oluyor bundan dolayı bir süre hapiste kalıyor hatta idamı bekleniyor ve daha sonra 1912'de sürgün ediliyor ta ki 1920'ye kadar İttihatçıların el etek çekmesiyle geri geliyor. Birazdan da bahsedeğim gibi ben onun hayatını bazı kısımlara bölüp değerlendirmeyi daha sağlıklı ve münasip görüyorum. Tekrar yurda döndükten sonra Ferit Paşa hükümeti hakkında idam kararı çıkartıyor ama uygulanamıyor. TBMM. 1. ve 2. dönem Sinop mebusluğu yapıyor, yanındaki heyetle beraber Moskova'ya gönderiliyor ve bugün hala önem arz eden uluslararası alanda imzaladığımız 2. antlaşma olan Moskova Antlaşmasını imzalayan üç şahsiyetten biri oluyor ve Afganistan ile imzalanan dostluk anlaşmasında yer alıyor. Ayrıca Sakarya Muharebesinden önce arkadaşlarıyla beraber Mustafa Kemal'e başkomutanlık yetkisi verilen yasa tasarısını meclise sunuyor ve muharebede de hekim olarak görev alıp 14 ciltlik Türk Tarihi adlı eseri de yazıyor. Kendisi Sıhhiye ve İçtimai Muavenet Vekilliği'ni de sürdürüyor. Saltanatı kaldıran kanunun metnini de o kaleme alıyor. Ve Lozan Konferansına ikinci delege olarak katılıyor. Bu antlaşmayı da imzalayan kişilerden oluyor. Buradan sonra hayatına bir ayrım girer kendisi 1923'de yine mebus seçilir ancak İsmet Paşa onu kabineye almaz. Burada bir çok kaynakta boşluk var ve hızlıca atlanıyor kendisi Mustafa Kemal'e muhalif olanlar tarafındadır artık bir de İzmir Suikast Girişimi olunca ve muhalifler idam edilmeye başlayınca soluğu Fransa'da alıyor. Bu sefer de 12 yıllık gurbet... 1932'de de eşinden boşanıyor. Atatürk öldükten sonra yurda dönüyor ve 1942'de ölüyor. Hayatı kısaca böyle... Benim dikkat çekmek istediğim nokta hayatındaki bu hızlı yükseliş ve düşüşler, sürgün olayları ki ilk sürgünden önce idamın eşiğine kadar geliyor. Psikolojik olarak sorunun kökenleri bence burada yatıyor. İttihatçıların tasfiyesiyle geldikten sonra muazzam görevler veriliyor kendisi ilk Sağlık Bakanlarından, ilk Eğitim Bakanı oluyor yukarıda bahsedildiği üzere bir çok önemli antlaşmayı bizzat imzalayıp yeni devletin haklarını müdafaa ediyor. Fakat Cumhuriyet ilanından sonra giderek Atatürk ile arası açılıyor aslında bu arada Atatürk ile birçok önemli kişinin de arası da açılıyor sadece Rıza'ya indirgememek gerekli Rıza Nur'da bu durumdan nasipleniyor. 1923-26 arasında ne oluyor bitiyor tam olarak bir şey göremiyorum bilinene göre Atatürk'e suikast girişiminden sonra korkudan Fransa'ya kaçıyor. Şimdi burada o iki güruha değinmek istiyorum kendilerinden birincisi sadece Atatürk'e yazdıklarından dolayı bu adama dört elle sarılan kesim ve de galiba yazdığı diğer kısımları hiç dikkate almıyorlar ya da işlerine gelmiyor. Rıza Nur’un kendisi ateisttir saltanatın kaldırılması için çok uğraşmış hatta bu kitabında laikliği ilk olarak kendisinin Lozan'da ortaya attığını iddia etmiştir. İslam ile uzaktan ilgilidir hilafeti bile papalık makamı gibi diğer devletlere karşı güç olsun diye savunmuştur. Fikrimce eğer bugün Rıza Nur yaşasa kendisini bağnaz bir şekilde savunan bu güruhu görse yazdıklarını yakar atardı. Bir diğer güruhta aman Atatürküme laf gelmesin deyip bu şahsın bütün iddialarını sorgusuz sualsiz reddedip tüm hayatını çöpe atmış kişiler. Bunlara sormak isterim bu adam acep Lozan'da, Moskova'da, İstiklal Harbinde görev aldığı bakanlıkları yaparken de mi psikolojik olarak sorunluydu ya da Atatürk bu kadar değerli görevleri bu adama neden verdi? (Ve de gördüğüm söylemeden geçemeyeceğim bir olay var, yazılanlara hiçbir şey söylemiyorum ama sevmediğim yeşilli bir sitede bu adamın uyuşturucu kullandığı kendi ağzından söylemiş gibi aktarılıyor ama Nur orada karısından bahsediyor, bu Türk milletini özetliyor muhtemel olarak çoğu kitabın esamesini görmeden yalan yanlış bir kişinin yazdığıyla atıp tutuyor yazık yeşilliler.) İşte ben burada iki kesimden de ayrılıyorum hatta bu kitabı okurken iki taraftan da saçma mesajlar aldım. Dediğim gibi ben hayatını bölümlere ayırdım ve herkesin de değerlendirirken daha objektif bakmak amacıyla böyle bakmasını isterim. Şimdi meşhur Lozanımıza gelelim ve Rıza Nur'un söylediklerine kulak verelim. Kitaptan yaptığım alıntılar üzerinden dikkat çeken yerleri vermek istedim. Lozan Hatıratını 1929'da Paris'te kaleme almış. Burada yayınevinin yaptığı bir açıklama var ve bence çok önemli: "Dr. Rıza Nur’un işte bu kabul edilemez dar ırkçılık ve egocentrique psikolojisinin en az müessir bulunduğu saha Lozan Hatıraları sahasıdır. Zira bu iki menfi vasıf, Lo­zan’da gerçek hedeflerini yani yabancıları bulmuştur. Lo­zan’da denebilir ki o, kavgacı mizacının asıl muhataplarını bulmuştur." Kendisi Türkçülüğü de aşan bir ırkçılığa sahip ve narsist. Bir de şöyle der: #125497546 Kendisi o ateşli ve kavgacı mizacını şöyle açıklar: #125412973 #125349109 Kendisine cinsellik yönünden de çok vurulmuştur hatta ben bazı sitelerde kendilerini modern görüp aydın görüp de homoseksüel diye küçümseyenleri bu özelliğini ön plana atmaya çalışanları gördüm yani garip bunlar hem cinsel yönelim savunup hem de böyle yargılara başvururlar. Bana göre homoseksüel değil biseksüeldir. Neyse çok uzattım ama şu alıntı önemlidir ve hala geçerlidir: #125349876 :DD, #125351673 Saltanat ve laiklik hakkında, #125352453 Ve bugün de geçerli belki o zaman için tolere edilebilir ama bugün artık bu konvoy işi zıvanadan çıktı, #125354505 Tüm devlet büyüklerine armağan olsun, #125356793 Lozan'da İngilizlerin etkinliği, #125358656 Gerçekten çok yazık: #125360691 Bugunkü meseleler hakkında ileriye çok dönük bir mesaj gibi Kanal İstanbul vs.,, #125368358 Ve Meis Adası bugün bizi bu adayla sıkıştırmaya çalışıyorlar çok mühim, #125369814 Limni Rezaleti, gülünecek halimiz var,(bu durum hakkında kesin bir şey yok her kafadan farklı ses çıkıyor) #125370543 Musul ve Kürdistan mevzularına burada değiniyor, ayrıca üçüncüsü direk telgraf: #125376409 #125377974 #125504559 Muhteşem bir tespit ta o zamandan bugüne: #125412709 Ermeniler hakkında, #125413223 #125413588 #125413982 Metr Salem, İttihatçıların Gafleti, #125419894 Laiklik hakkında iddiası, #125491497 :DD #125496590 Neşriyat hakkında tespiti, #125498381 #125498810 Kitaptaki en beğendiğim paragraf belki de buydu, #125499475 Bu kitabı aslında okumayacaktım sadece bir yerden buldum azıcık bakayım dedim ne yazmış diye :D sonra kitap bitti. Gerçekten üslubu çok sağlam kitap muazzam akıyor, hiç sıkmıyor. Ayrıca ilgilenenlere kitap sonunda Lozan ile ilgili meclis konuşmaları var.
Lozan Hatıraları
7.7/10
· 51 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
4
1655 syf.
·
1/10 puan
BÜHTAN
Yalan ve bühtan dolu eserlerin başında gelen, kitabın yazarının kendisini eşcinsel olarak tanımladığı ve cinsiyet değiştirmek istediğini yazdığı, sapık ve nevrotik bir zihnin ürünü olan bu seride ancak dolu dolu palavralar bulunabilir... Aslında kitabın yazılmasının akabininde, parça parça British Museumdan Fransa Ulusal Kütüphanesine teslim edilmesini ve istedikleri zaman basılıp dağıtılması yönünde izin verilmesi, yazarın kimlerle olduğunu ne amaçla kullanıldığını az çok açıklıyor. Kendisini dinsiz olarak tanımlayan ve sürgün edilişinin akabininde istihbarat örgütleriyle derin ilişki içindeyken yurtdışında kaleme alınan bu saçmalıklar manzumesini; zamanında Cüneyt Emiroğlu mahlasıyla yayınlayan, yamuk kravatlı-fesli-dondurmacı çırağı kılıklı sözde tarihçinin ve onun destekçilerinin başucu kitabı olmasını da yadırgamamak gerekir...
Hayat ve Hatıratım
7.3/10
· 39 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
2
10