Elif Sunulu

Elif Sunulu
edebiyatçı
Sözcükler, kendi inandığımız savaşın fetih bayraklarıdır. Diktiğimiz yerde hükümranlık hakkı doğurur. Ta ki bir başka fetih bayrağı topraklarımıza dikilene, bir başka sözcük anlam ve kavram dünyamızı işgal edene dek. Ne var ki sözcüklerin hükümranlığı geçicidir. Kaldı ki sözcüklerin de iyi niyetli olduklarını söylemek de zordur. Sözgelimi, "böcek ilacı" mesela Böceği iyileştirmeye değil, öldürmeye odaklıdır
Sayfa 16·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Yıllardır beni dinleyecek birisini arayıp durdum Sebebini bilmeden, aradığımı bulursam her şeyin çözüleceğinden emin bir şekilde, arayıp durdum. Sanki aradığımı bulursam her şey çözülecek gibi hissettim. Anlatırsam, kelimelerden cümleler oluşturup emanet edersem bütün kasvetim dağılacak sandım Yanıldım. Ya yanlış yerde doğru şeyi arayan bir meczuptum ya doğru zamanda yanlış şeyin peşine düşen bir aşık, ya da meczup bir aşıktım. Belki de herhangi bir ikisiydim. Bilemiyorum. Zaten aradığımı da bulamadım. En son kendime sığındım. Sonra insanın kendisi için sığınacak ya da köşe bucak kaçacak bir delik de olmadığını, en çok da Rabbinin iyi niyetini suistimal etmesiyle mahir olduğunu kavradığım gün vazgeçtim kendimden de
Sayfa 21·Kitabı okudu
Puan vermedi·248 syf.··
2024 2. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2024 22:06
Hüseyin Hakan'ın "vay bee" diyerek okuduğum o eseri! Toplum. Birey. Rüyalar. Eleştiri. Değerlendirme. Değişen kültürün etkilerini hissedene ne mutlu, farkında olan insan bu dünyanın umududur derim hep. Kitap bol bol eleştiri ve değerlendirme içeriyor. Yazar kendi özelinde yaptığı sorgulamaları ile topluma doğru hareket ettiriyor kelimelerini. Üstü kapalı şekilde gönderme yaptığı yerler de ayrı bir hava katıyor. Sorgulama yolunda giden insanın kalabalıktan uzaklaştığını görüyoruz. Ve kendine ıssız bir yer arayan -belki de bir mağara- insanın kendine -yazarın tabiriyle mağara- icat ediyor. Benim düşünceme göre herkesin mağarası farklı ve kendine özeldir. En temelde kişi kendi ruhuna yöneldiği zaman ise mağarasının ilkini keşfetmiş oluyor. Her yazıdan önce yer alan aforizmalar gelecek yazıyı yankılayacak biçimde seçilmiş. "Rüyalar da İnsandır" bölümüyle yazarın, insan rüyalarının yansımasıdır, demek istemiş midir? İstememişse de ben öyle yorumladım. :) Ancak rüyaları hayli ciddiye aldığı âşikar, öyle olmasa böyle bir başlık altında bize rüyalar üzerinden bir şeyler anlatmaya çalışmazdı değil mi? Üstelik bölümün sonunda doldurmamız için bir sayfa bırakmış bize. Bazı yazıların ise kitabın genelindeki yazılara nazaran basit kaldığını, o metinlerin ruhunun ortaya tam manasıyla çıkmadığını düşünüyorum. Anlatım dili ise sade ve akıcı. Tabii ki yer yer kapalı ya da tasvirli anlatım yapılmış. Tüm kitabı çizmiş olmaktan korkacak kadar çok çizgi bıraktım satırlara. Tamam tamam. Ama "sevmek mübalağa sanatıdır, abartın" diyen kimdi? Öyle sevdim işte bu kitabı. Eleştirel ruhuma o kadar iyi geldi ki. Duygularımı ve benliğimi birebir yansıtan yazıları okurken içlenerek vay bee dedim. Son olarak umarım bir gün hepimiz YİP'e üye oluruz.
Bize Bir Mağara ÇizinHüseyin Hakan · İzdiham Yayınları · 202148 okunma

Elif Sunulu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·48 syf.·
17 günde okudu
·
2024 7. kitabı
İzdiham Dergisi
9.3/10 · 380 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2024 5. kitabı
Bir kitap aynı anda nasıl hem sade hem de yoğun bir anlatıma sahip olabilir? Aslında anlatım tarzından ziyade bize hissettirdiği duygular yoğun diyebiliriz. Saraç, bu kitabında toplam yedi öykü temelinde bize hayatın farklı yönlerini anlatıyor. Hepsinin ortak noktası ise; konularını aile ilişkilerinden alıyor olmaları. Kimisinde gizli kimisinde ise açıkça belli olmak üzere tüm kahramanların içindeki/hayatındaki "yalnızlığa" şahit oluyoruz. Herkesin bir batağı vardır bu hayatta, kimi batar kimi kurtulur. Kitabın arka kapağındaki "içerisinde hayatın nefes aldığı öyküler" cümlesi ise kitapla o kadar uyumlu ki, resmen özet niteliğinde. "Yeniden Oyna" isimli öyküyü daha doğrusu öykünün sonunu anlamakta biraz zorlandım. Hâlâ da zihnimde tam olarak oturmuş değil. Diğer öykülere göre daha soyut bir sonu var. Bu yüzden birden fazla somut zemine oturtulabilir. "Murat Bir Baba Dese" isimli öykü ise diğerlerine göre daha sıradan bir anlatıma ve sonuca sahip. Öykülerin çoğunun sonunda sanki ani bir dönüş yapılıyor gibi bir sonuç veriliyor ama bu öyküde dümdüz giderken bir durağa uğranıyor gibi diyebiliriz. Aslında tüm öyküler tek tek incelendiğinde söylenecek çok şey var. Genel olarak kısaca; birbirinden akıcı ve etkileyici öyküler bizi bekliyor bu kitapta.
Battığımız BataklarAhmet Erkam Saraç · Can Yayınları · 2023172 okunma