"Bana öyle bir yaratıcı ve Rab (Sahip) lâzım ki, kalbimin en küçük hâtırâtını, en hafi (gizli) niyazımı bilecek... ve ruhumun en gizli ihtiyacını yerine getirdiği gibi, bana ebedî saadeti vermek için koca dünyayı âhirete çevirecek, bu dünyayı kaldırıp âhireti yerine kuracak. Hem sineği yarattığı gibi, semâvâtı da icad edecek. Hem güneşi semanın yüzüne bir göz olarak çaktığı gibi, bir zerreyi de gözbebeğimde yerleştirecek bir kudrete malik olsun. Yoksa sineği yaratamayan, kalbimin hâtırâtına müdahale edemez, ruhumun niyazını bana veremez."
"Bana öyle bir yaratıcı ve Rab (Sahip) lâzım ki, kalbimin en küçük hâtırâtını, en hafi (gizli) niyazımı bilecek... ve ruhumun en gizli ihtiyacını yerine getirdiği gibi, bana ebedî saadeti vermek için koca dünyayı âhirete çevirecek, bu dünyayı kaldırıp âhireti yerine kuracak. Hem sineği yarattığı gibi, semâvâtı da icad edecek. Hem güneşi semanın yüzüne bir göz olarak çaktığı gibi, bir zerreyi de gözbebeğimde yerleştirecek bir kudrete malik olsun. Yoksa sineği yaratamayan, kalbimin hâtırâtına müdahale edemez, ruhumun niyazını bana veremez."
Sahipliği yanlış yerlere vereli başımız dertten kurtulmuyor.(...) Her seferinde mayına basıyoruz. "Sahibim" dediklerimiz cesetlerimizin üzerinde piramitler inşa ediyorlar.