Cevdet Tolgay Atatürk'ün o sık sık yaşanan buhranlı
gecelerini şöyle anlatıyor. . .
_Ben Atatürk'ün yatak odasının altında yatardım. Yatak odasının ahşap zeminde yürüyüşü, adımlarının çıkardığı ses aşağıdan net duyulurdu. Yatak odasındaki o yürüyüşlerin sesi kesilmeden ben uyumazdım. Bir sofra sonrasında, yatmaya
çekildiklerinde, o bitmeyecek gibi süren yürüyüşler sıklıkla olurdu. Çok nadirdir yatmaya çekildiklerinde hemen uyumaları,
ayak seslerinin kesilmesi.
Celal Teğmen bomba konusunda
birliğe kısa da olsa bir eğitim yerir. Düşünülen plan gereği Yunan ordusuna ilk indirilecek darbe, Sultanhisar'ın Malgaç deresi üzerine kurulmuş tren demir yolu köprüsünü havaya uçurmaktır. Bu köprünün hem stratejik önemi hem de orada köprüyü korumakla görevli bir Yunan karakolu olmasıdır. Bir taşla iki kuş.
Hem köprü hem Yunan askerleri yok edilecektir.
Albay Şefik Bey hangi Efeyle muhatap olacağını bilemediğinden Efelere
sorar "Biz hanginizle muhatap olacağız? Aranızdan bir başkan
seçin de bizler Hepinizin adına onunla konuşalım. " deyince, tüm
gözler kuşkusuz Yörük Ali Efe'nin üzerinde toplanır. Yörük Ali bu şekilde Efelerin gönül rızalarıyla Efelerin Efe'si olur.
Benim bu konulan bu kadar detaylı bilmemin, ayrıntısıyla anlatabiliyor olmamın, tarihi bilgimden çok Yörük Ali Efe'nin
torunuyla evli olmamdandır. Eşim Şahika Hanım Yörük Ali
Efe'nin görebildiği ilk ve tek torunudur. (Yörük Ali Efe'nin,
büyük kızı Zehra Yörük (lşık)'ın kızıdır)
Kuva, bilindiği gibi kelime anlamı itibariyle güç demektir. . .
Kuva-i Milliye; Milli Güç. . . Yani, Asker ve sivil iş birliği . . . İşte bu işbirliğinin ilk nüvesi Kuva-i Milliye grubu hemen Çine'ye
gelirler. Efeler burada Miralay (Albay) Şefik Bey (Aker) ile tanıştırılır. Hep beraber yapılan müzakereler sonunda vatanı
kurtarmak için el ele verip mücadele etmeye karar verirler. İşte Yörük Ali Efe'yle Albay Şefik Aker'in aynı kutsal amaç için
Çine'de el sıkışmaları, Atatürk'ün başından beri söyleyip planladığı "Ordu ve Asker, el ele" prensibi kendiliğinden gerçekleşmiş olur…