Minimalokur

Minimalokur
@mutemmimcuz
bulanık zihnimin koridorları...
Öğretmen
Lisans
Ürgüp, 19 Nisan 1988
432 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Mercan, karar vermişti. Medet aramayacak, azıcık aş, bir başına ve kaygılı bir başa razı olacaktı. Dilemeyi bırakırsa muradı olmuyor diye kahretmezdi hiç değil. Kocası kuldu, onun kendisini unutmasıyla baş edebilirdi. Ama Allah ... Allah'ın kendisini unutmasıyla baş edemezdi. Kocası, ipsizin biriydi. Ona zaten hiçbir vakit inanmamıştı Mercan. Ama Allah' a hep inanmıştı. Allah yüzüne bakmıyor diye kahredemez; Allah'tan umudu kesemezdi.
Sayfa 52
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Mercan en büyük mücadeleyi pes etmek için verdi.
Sayfa 51
Alıntı
Motor hazır, motora binmek için yanındaki bütün kalabalıkla beraber yürüyorlar. Motora bindikten, motor hareket ettikten sonra Atatürk, "Nereye gidiyoruz?" diyor. "Dolmabahçe Sarayı'na" diyorlar. Atatürk'ün yüzü birden asılıp, sertleşiyor. "Sarayları biz boşalttık, şimdi yeniden mi "biz" dolduracağız?" diyor. Demek ki Atatürk, İstanbul'a geldiği zaman, sarayı düşünerek, saray da oturmayı arzu etmediğine göre, fakat bunda da bir mecburiyet olduğuna göre. . . Teessürle "gelmiş, Saraya yerleşmiş. Yoksa Atatürk küçük bir evde oturmayı da büyük bir özlemle . . . Hep arzu etmiştir. Zaten Atatürk hayatında daima, küçük evleri anmış, yaptırmak istemiştir. Hastalığı yeni başladığı sırada Ankara'da Keçiören'de, evi için yer bulunmasını istemiş . . . Burada küçük bir ev yapmayı daima arzu etmişler
Sayfa 110
Alıntı
Anadolu'nun ortasında, yepyeni bir şehir ve yepyeni başkent inşa ediliyor. . . Ankara'da Marmara denizi yok ama Marmara Köşkü diye nefis bir yer var. Ankara'da saraylar yok ama Çankaya'da bir Köşk var. Ankara'da yeşillik, ormanlık pek yok ama Gazi Çiftliği diye bir yer var. Ankara'da büyük lüks oteller yok ama Ankara Palas diye bir otel var. Karpiç var. . . Bahçeli evler var, direksiyon binası var. . . Bakanlıklar var. Hepsinden, hepsinden önemlisi pırıl pırıl bir 'Meclis' var.
Sayfa 103
Alıntı
İleride, Cevdet Tolgay'ın anılarında hep göreceğiz bu sıkıntılı yürüyüşleri. . . Yatak odasında uzayıp giden uykusuzluğunu. Uykusuz gecelerde o adımlamalar üç şekilde sonlanırmış. Ya uyuyarak sonlanır. . . Ya mutfağa gidilip kuru fasulye kaşıklanır. . .Ya da 'Hazırlayın atları veya arabayı. . . Gidiyoruz. ' denip Ankara'nın soğuk ve ıssız sokaklarına. . . İstanbul'daysa motorla Marmara'nın serin, ısız ve karanlık dalgalarına çıkılırdı. . .
Sayfa 89