Minimalokur

Minimalokur
@mutemmimcuz
bulanık zihnimin koridorları...
Öğretmen
Lisans
Ürgüp, 19 Nisan 1988
432 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
Lütfen geçmişte size değer vermeyen birine geri dönmek yerine yeni biriyle tanışma şansı verin. Çünkü bazı insanlar ne kadar şans verseniz de değişmez.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bu yaşımda öğrendiğim kabak gibi bir gerçek, yanınızda olmak isteyen dünyanın öbür ucunda da olsa, önünde dağlar taşlar denizler sıra yapmış da olsa, dünyanın sonu da gelse bir şekilde dibinizde bitiyor. O yüzden, istemezse koşmaz at, yağmur çamur hikaye. O kadar doğru ki bu söz.
Kimsenin içinden gelmeyeni talep edemem. Çok isterim belki ama bir kapıda kendimden taviz verecek kadar ısrarcı olamam bu yüzden boyun bükerek de olsa kabullenirim. Olacak olan benim ittirmemle olacaksa olmasın. Kendimi hatırlattığım sürece var olacaksam zaten unutulayım.
Bana göre Cevat Dayım, ancak babası olmazsa yaşamını istediği gibi sürdürebileceğini düşünüyordu. O gün de öfkeden gözleri dönünce ister istemez bu iş oldu. Cevat Dayımın Azra Erhat'a yazdığı mektubun sonunda bu düşüncemi kanıtlayan satırlar var: "Hapishanede gece rüyamda çocukluğumu görürdüm. Uyanınca rüya imiş diye sevinirdim, hapishanede oldu­ğum halde, yani ondan kurtulduğuma sevinirdim."
Sayfa 50
Alıntı
Cevat’ın kaleminden Şakir Paşa’nın ölümü
İnsan hayatında yolların ayrıldığı bir noktaya gelir. Bir yolda giderse Lucifer olur, şeytan olur insan, öteki yoldan giderse melek, evliya ve martyre olur. Amma yolun sağında veya solunda gitmeyi seçmek tamamen iradenizde olmayabilir. Bir çöp, terazinin bir kefesine ağır basabilir. Bu cümlem, büyük bir tecrübenin neticesidir. Eh canım münakaşa pek karışık konular üzerindeydi ve pek şiddetliydi. Babam çiftlikte, her zaman bir suikasttan korktuğu için, yanında müteaddit tabancalar ve silahlar bulundururdu. Evvela zengin bir adam, sonra asker. Münakaşa öyle bir raddeye vardı ki benim üzerime ateş etti. Ben rasgele oradaki bir tabancayı alarak, -amma onun eli tabancaya giderken yüzünden okudum- ona doğru nişan almadan ateş ettim. İl ya eu deux coups. İlkin onunki sonra -hemen sonra- benimki. Aynı zamanda gibi bir şey. Bu münakaşa götürmez. yoksa ölen ben olurdum. Hayır o öldü ! Ben de ölümden beter mahvoldum. O kurtuldu. Korkunç bir acı duydum. Amma vicdan azabı duymadım. Ondan daha korkunç bir şey oldu. Kendi kendime olan güvenimi kaybettim. Yani kendimi o gün bugün yalan sanıyorum. Beni methettikleri zaman kızarım."
Sayfa 48
Alıntı