"Maurice, yüreğimde bir cururu kurbağası olduğuna sahiden inanıyor musun? Bu sana biraz acayip gelmiyor mu?"
"Neden inanmayayım? Hayatta öyle çok şey inanıyoruz ki ..."
"Tanrı'nın güneşi bu kadar güzelse, bir de ötekini hayal et."
Şaşırıp kalmıştım.
"Öteki mi? Öteki güneş mi? Bildiğim tek güneş bu, o da zaten kocaman."
"Daha da büyük, başka bir güneşten bahsediyorum. Her birimizin yüreğinde doğan güneşten. Umutlarımızın güneşinden. Düşlerimiz uyansın diye göğsümüzde uyandırdığımız güneşten."
Büyülenmiştim