Ağaların çıkarları uğruna dağlarda eşkıyanın birbirini yediği, köylüye zulüm üstüne zulmün yapıldığı, toprağı elinden zorla alınan insanların inim inim inlediği bir zamanda dağa çıkan İnce Memed'in destansı mücadelesi. Rüzgarın değişmesiyle gücün peşinden sürüklenenler, devlete sırtını yaslayıp devletçik kuranlar ve karanlığa düşen ışık...
Esir şehrin gururlu yoksulluğunu hür şehirde de hissetmek. Şehitlerin, gazilerin emanetlerine en büyük ihaneti eden sözde vatanseverler. İskambil kağıtlarının hükmettiği hayatlar, para ve mevkinin sürüklediği ahlak düşüklüğü. Miiletin selametinden, menfaatlerin selametine evrilen siyasi yapılaşma ve dokuz yılda oluşuveren kutuplar. Hür şehirde insanlar, böyle mi olmalıydı acaba?