10/10
·384 syf.··
2025 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2025 15:38
“Hayata Rövaşata Çeken Adam”ı okumamdan yıllar yıllar sonra yeniden Fredrik Backman okumanın mutluluğu der susarım ya da susamam Bu yazarın kaleminin öyle büyülü bir havası var ki yazdıklarıyla âdeta insanın duygularına ayna tutuyor. “Endişeli İnsanlar” da içinizdeki köklenmiş duyguları bir cımbızla çıkartıp sizi, sizle yüzleştiriyor. “Bu kitap aslında bir köprüye dair, bir rehine krizine veya bir ev gösterimine dair de olabilir. Ama en çok da insanların aptallığına dair.” Bunu ben değil kitabın kendisi söylüyor. Yazarın sinematografik anlatımı acaba bu kitabın filmi var mı diye beni umutlandırırken, yaptığım küçük araştırma Netflix’teki mini dizisine işaret ediyor Anlatım biçimi sebebiyle kitabın bir 50-60 sayfalık adaptasyon sürecine ihtiyacı var ama bu gözünüzü korkutmasın. Metin o kadar akıcı ki bu kısmı aştıktan ve karakterler kafanızda oturmaya başladıktan sonra sayfaları müthiş bir merak duygusuyla çeviriyorsunuz. Özetle başarısız bir banka soyguncusunun tesadüfen rehin aldığı sekiz yabancının hikayesine bir köprü manzarası eşliğinde dahil oluyorsunuz. İncelikli kurgusu, mizahi duygusu ile sevgi dolu mükemmel bir kitap okudum. Yazarın dilimizdeki diğer kitaplarını bir an önce tüketmekle tüketmemek arasında gidip geliyorum
Endişeli İnsanlarFredrik Backman · Kairos Kitap · 2024897 okunma
Marcus Aurelius ! der susarım…
Puan vermedi·88 syf.··
2025 45. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2025 22:27
Marcus Aurelius… Romanın ilk ve son filozof imparatoru. 40 yaşında Roma İmparatorı oldu. tam 19 yıl boyunca Roma tahtında oturdu. İmparatorluğu’nun neredeyse 17 yılı savaşlarla geçti. Stoa ahlakına ve felsefesini kendini adamış bir filozof olarak çok da rahat bir hayat sürmedi aşık olduğu karısı Faustia’nın ölümüyle kendini tamamen felsefeye adadı. Bir stoacı olarak felaketlere acıya trajedilere rağmen insanın mutlu olma becerisine sahip evrensel aklın bir tezahürü olarak yeryüzüne nasıl hayat sürebileceğini erdemler üzerine düşünüp yazarak halkın mülkün mertebe adaletle liderlik ederek geçirdi ömrünü. Stoa felsefesi Roma’da Marcus Aurelius‘la en yüksek noktaya ulaşmıştır. Stoa felsefesi üzerine yazmakla birlikte bu felsefenin prensiplerine göre yaşamayı tercih etmesiyle de kıymetli bir örnektir “insanın doğasında sevgi ve iyilik vardır.” Aurelius’tan bu yana 2000 yıldır ne çok şey yazıldığı, ne çok şey söylendi ve ne çok şey üretildi mutluluk üzerine … Aurelius’a göre ise, arzuları kontrol etmek mutluluğu inşaa etmektir. Üzerine sonsuz ve eşsiz bir sevgi de eklendiğinde hayat zaten amacına ulaşmış bir deneyime dönüşür. “Hayatımız düşüncelerimizin bir sonucudur.” Diğer Stoacılar gibi Aurelius, iyiliğin düzenin içinde zaten bulunduğunu ancak ortaya çıkması için de aklı kullanmak gerektiğini söyler. “Hiç kimse bir gün evvelki hali gibi bile değildir. Her yeni gün, hatta her yeni an, insan kendini dönüştürür. Çünkü her an yeni bir deneyimdir, aldığı solugu bile bırakmış artık yenisini içine çekmiştir.” “Cennet, zihinde inşaa edilir” “Hiçbir yer insanın kendi zihninden daha huzurlu ve rahat olamaz üstelik düşünüyor olmanın bile huzur veren bir tarafı vardır huzurdan kastım tabii ki kendi içindeki dinginlik…” Aurelius der ki ; “Ölümlü bir dünyada, insana
Unutma Mutlu Bir Hayat Çok Az Şeye BağlıdırMarcus Aurelius · Destek Yayınları · 20203,775 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2025 19:21
El kızı Merhaba kitap dostlarım, Bugün okuyup etkilendiğim ve gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitapla geldim: Orhan Kemal’den okuduğum ikinci eser. Orhan Kemal’in kitapları der susarım… Gerçekten her birini ayrı bir hevesle okuyacağıma eminim. Bugün kitabı bitirdikten sonra şöyle hissettim: Hayat gerçekten susanlar için bir cehennem. Ne yaparsan yap, sesini duyurmaya bak. Sesini duymalarını bekleme ve kimse adına karar verme; çünkü cevaplar senin beklediğin gibi olmayabilir. Hayat biraz da cesaret işi sanki… Bazen de “ne olacak ki” deyip davranmalısın. Bir taraftan da diğer karakterleri düşündüm. Hiçbir şey kötülük kadar kötü değil. Bir insan, hayat mücadelesi verirken bu kadar aşağılık, bu kadar küçülmemeli ve bu kadar bencil olmamalı. Orhan Kemal, bu kitabında toplumun aile üzerinde ki etkisini ele alıyor. Karakterleri tek tek analiz ediyor, bütün duygularını okuyucuya geçiriyor ve okuyucu gerçekten hüznü, acıyı, öfkeyi, mutluluğu hissediyor. Kitap öyle güzel kaleme alınmış ki bittiği zaman karakterlerin hayatlarını düşündürürken, verdikleri kararları da sorguluyorsunuz. Kendi payınızı çıkarabileceğiniz çok şey var burada. Hacer Hanım’ın hırslarını, Nazan’ın suskunluğunu ama hiç yılmayışını, Haldun’un büyürken verdiği mücadeleyi, mazhar’ın seçimlerini, Neriman’ın hayatı akışında yaşamasını ve komşularının çıkarcılığını, kötülüğünü derinden hissedeceksiniz. Ben kitabı severek ve çok beğenerek okudum. Okuyanların yorumunu merak ediyorum. Okumayanlar için şimdiden keyifli okumalar diliyorum. Kitapla kalın! Bu yolculukta bana arkadaşlık eden canıma teşekkür ederim. bir kitabı sana unutulmaz kılmama vesile olduğun için. Okudunuz mu ?
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,4bin okunma
10/10
·308 syf.··
2025 73. kitabı
Manş Adaları’ndaki Kız Jenny Lecoat Merhaba arkadaşlar? #dönemroman larını sever misiniz? Ben cok seviyorum. #manşadalarındakikız eserini okumaya başladığım andan itibaren elimden bırakamadım.Yazarımızın akıcı kalemi sayesinde hiç yorulmadım. Kitabı okurkende o döneme ait haberleri araştırdığımda etkilenmemek,yaşanan insanlık dramına üzülmemek mümkün değil. 1940 yılına gitmeye hazır mısınız arkadaşlar? 1940 yılında Hitler tarafından ele geçirilen,Büyük Britanya’nın Alman kuvvetleri tarafından işgal edilen Manş Adası halkı kendi kaderlerine terk edilir. Avusturya,Naziler tarafından işgal edilince Yahudi asıllı Hedy Bercu,Avusturya’dan kaçıp Manş Adalarına sığınır ama orada da işgalle karşılaşır. Geçimini Almanlara çevirili yaparak sağlamaya çalışırken Alman Teğmen ile yolu kesişir.Alman Teğmen,ilk gördüğü an genç kızdan çok etkilenir.Hedy in gerçek kimliğini öğrenmesine rağmen sevdiğini bir an bile yanlız bırakmaz. Bu arada Hedy e,adaya geldiği andan itibaren yardımcı olan tek dostu Avusturya asıllı Anton’dur.Savaş yüzünden Ada halkı cok zor duruma düşünce herkes gibi Anton da savaşa alınır. Anton’un savaşa gidişinden sonra Anton un eşi Dorothea ile Hedy için hayat iyice zorlaşır.Dorothea nın açlıktan bayıldığı,Hedy in açlıktan uyuyamadığı geceleri okurken evimdeki her nimet için binlerce şükrettim arkadaşlar. Pazarda çürük elmalar için kavga eden kadınlar,kedisi kaybolan yaşlı kadının hatta çevrede hiç köpek kalmamış olmasının sebebini tahmin etmemek zor değil Açlıktan ve çaresizlikten zor zamanlar geçiren Dory astım hastası olduğu icin sık sık astım krizleri geçirsede Hedy i hiç yalnız bırakmaz ve zorluklara karşı birlikte mücadele ederler.Okurken bu güçlü kadınları cok takdir ettim arkadaşlar. Bu dönemde Hedy’e ve Dorothea ya,Hedy in Alman Teğmen sevgilisi elinden gelen
Manş Adaları’ndaki KızJenny Lecoat · The Kitap · 2024100 okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 08 Şubat 2025 15:45
“İnsanın kendine saygısı olsa, seçimlerine de, duygularına da saygısı olur.” “Tesadüfler, insanların bilinmez kaderidir.” Herkese merhaba kitap dostlarım Öyle bir kitap okudum ki kim haklı kim haksız belli değil ve sonuç mu pişmanlıklar, kırgınlıklar, yaşanmamışlıklar, hüsran ve hep ileriye bakış… Kitabın ismi tuhaf gelmişti ilk başta ama kitabı okuyunca bundan daha güzel bir isim olamazdı dedim kendime 4 kadın ve bir erkeğin hikayelerini kendi ağızlarından okuyoruz bir kitapta… Ece; Aysel ve Ali’nin ilk ve tek çocuğu, hırçın, öfkeli, ve pişmanlıklarla geçmiş acılı bir hayat… Aysel; Görücü usulüyle de olsa ilk görüşte içi ısınmış Ali’ye, çok sevmiş kocasını her zaman kocasının da onu sevdiğine inanmış… ama zamanla başlayan kabuslar uykusuzluklar ve hayatının elinden kayıp gidişini okuyoruz Aysel’in… Ali; bir evin en küçük çocuğu… Hasta abisinin koruyucu meleği, askerden sonra evlendirilen ve aile apartmanında oturmayacağım diyerek ilk baş kaldırışını yapan ve hayatta tek başına güçlü durmaya çalışan, kimine Baba, kimine Ali abi, kimini sadece korumak için, kiminin sadece aşkı için yanında olan Ali… Bahar; yaşlı bir anne babanın tesadüfi üzere dünyaya gelen güzelim kızı Bahar… her zaman tek başına ayakta durmuş, okumuş, işinde çevresinde kendini sevdirmiş saydırmış ama aşk hayatında aradığı mutluluğu bulduğunu sanmış karakterimiz… Veeee Ada; kitaptaki en masum ve en sevdiğim karakterdi hiç şüphesiz… evine sadece haftada iki yada üç gece gelen Ali abisinin babası olduğunu öğrenen ama hiç bir zaman baba olarak görmediği adamdır Ali… hayatının her anında annesi Bahar yanında olmuştur, yasak aşkının meyvesi olan Ada’nın yanında… Kitabımız bu 5 karakterin etrafında şekil alıyor, Ali Aysel ile evliyken, Bahara aşık olup ondan kızı olmuş ve iki aile etrafında yanlış karar
Beş Ses Bir SırAslı Aktümen · Destek Yayınları · 2024710 okunma
Spoilerli
10/10
·668 syf.··
Beğendi
·
2024 39. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2024 16:15
Okuyor oldugum ilk Brandon Sanderson kitabi oluyor kendisi. Guncel olarak burayi dusuncelerimi tazeyken paylasmak icin kullanıcam. O yuzden spoiler icerir. Kitapta cok fazla isim, terim vs oldugu icin kalemimi kagidimi zaten onceden hazirlamistim ki unutma riskini ortadan kaldirmak icin. Zaten kitabi oldukca kisa zamanda bitirmeye calismam da kitabin ne kadar ilgi cekici oldugunu ve benim kitaba ne kadar yukseldigimi belli ediyordur. Kelsier karakteri asiri havali geldi. Ozellikle (s.12) "Neden gulumsedigimi mi soruyorsun, Mennis Reis? Eh, Lord Hukumdar kahkahayi ve mutlulugu kendisi icin alikoymus oldugunu dusunuyor. Ben ise onun bunu yapmasina izin vermeye niyetli degilim. Iste bu cok fazla caba gerektirmeyen bir mucadele." kisminda beni bi' aldi. Sonrasinda skaa kizini kurtarmak icin bir asilin evini küle cevirmesi beni kitaba karsi baya bagladi. Vin'in abisinin (Reen) ogutlerini ben cok begendim. Tam casus kafasinda ogutler. Hep kardesini korumak icin cabalamis birisi. Onu gorebilecek miyiz yoksa ölü mu bilmiyorum. Ama favori karakterlerimden oldu kendisi. Allomansi diye bir çeşit metallerin yakılmasından oluşan büyü sistemi kurmuş Sanderson abim. Akla mantığa uygun, sistemde boşluk kalmayacak şekilde yazılmış. Çok beğendim. Zaten Kalsier'ın büyük evlerde girdiği ilk savaşta anlamlandıramadığımız bu allomansiyi ilerleyen sayfalarda (s.95 ve s.147) açıkca bize mantığını anlatıyor. Kalsier'ın, Vin bir sissoylu olduğu için ona allomansiyi nasıl kullanmasını öğretmeye çalıştığı sahneler çok keyifliydi. (s.151) Bu kısımda Vin'e patladım gmflsdkmhfds. "Aklı korkudan bulanmış bir şekilde refleks olarak uzandı ve kendisini ona doğru götürmeye çalışarak külçeyi Çekti. Ve elbette ki, o da itaatkar bir şekilde Vin'e doğru atıldı. Ben öldüm." Özellikle Vin'in ilk defa
Sissoylu - Son İmparatorlukBrandon Sanderson · Akılçelen Kitaplar · 20141,880 okunma