8/10
·424 syf.··
2026 20. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:15
Ara ara Gülseren Budayıcıoğlu kitaplarını mutlaka alıyorum okuma rutinime, soluklanmak gibi geliyor bana. . . Bir kısmını dizilerden de bildiğimiz travmalar var kitapta. Dili çok akıcı kitabın, okutuyor kendini... . . Gülseren Budayıcıoğlu'nun bir dönem TRT spikerliği yaptığımı da bu kitapta öğrenmiş oldum. Hem de bunu bir yandan tıpta okurken yapmış... . . Keyifliydi... . Kitapla Sevgiyle
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202421,6bin okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2026 36. kitabı
Yazarın Uzak Tuzaklar dan sonra okuduğum ikinci eseri oldu Mutluluk Yaka Paça. Yazarın bir eğitimci geçmişi var ama psikoloji eğitimi açısından bir geçmişi yok. Eserlerinde ana karakterle birlikte yan karakterlerin duygu değişimlerini, kişilik gelişimlerini psikolojik ve sosyal açıdan çok etkili bir dille kaleme alıyor. Sosyal statüleri farklı olan bir doktor( Seda) ile ailesini kaybeden bir çocuğun akrabalarının da sahip çıkmamasıyla önce sığınma evine verilmesi ardından özgür olmak istemesiyle sokaklarda yaşamayı seçen Arif(Aziz)in aşklarının mutlu sonla bitmemesini konu alıyor. Rıdvan Aklan dili ve kurgusu insanı cezbediyor.
Mutluluk Yaka PaçaRıdvan Aklan · Yaka Yayınları · 2021106 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
17 Haziran…..Alex Schulman
10/10
·272 syf.··
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:46
Çocukluğunuzla konuşabilseydiniz ne sormak isterdiniz… işte kitabın ve kurgunun kalbi bu soru.. #okudumbitti #17haziran İskandinav edebiyatının gözde yazarlarından Alex Schulman.. .acaba hangi kitabı vesilesiyle tanışsam derken son çıkan *17 Haziran *kitabında karar kıldım.. Müthiş bir anlatım ve hikaye.. Schulman bu hikaye için *benim en otobiyografik kitabım* demiş zaten.. Bence bu itirafı olmasa bile, bu kitapta bir yaşanmışlık seziliyor kesinlikle.. çünkü çok derinden, çok içerlerden bir yerden gelen bir hikaye okudum düşüncesindeyim.. . Hikayede kahramanımız bir öğretmendir.. adı Vidar ..ablası anne ve babasıyla sorunlu bir aile onlar..  o dönemde ailesinden kendine kalan yazlık evlerinde bir koli görür.. o kolide ise bir kağıtta evlerinin telefon numarası çıkar ..numarayı tuşlar ve çocuk olduğu 17 Haziran 1986 tarihine gider .. Ve bundan sonrasında çocukluğunun travmalarla geçtiğini ,yer yer sisli olan o zor geçmişi sahne sahne yaşar .. anılarındaki ,kavgaların hiç bitmedigi bir ev hayatı ,onun sarsıntılı bir yetişkin hayatının da ilk temelini atmış olur.. çünkü Vidar birbirini sevmeyen ,her yaptıkları birbirinin sinirlerini zıplatan ebeveynlerin ona sunduğu bir ailede doğmuştur.. duygusal hiçbir destek vermeyen sevgisiz hırçın, vicdan yoksunu bir anne ..ve ona paralel seven ama sevgisini çok belli etmeyen, kendini daha çok seven ,umursamaz bir babanın büyüyen ,daha doğrusu büyümeye çalışan bir çocuğudur.. . Vidar ve ablasının yaşadığı yalnızlık ve duygu sarsıntıları yetişkinlikte de kendini gösterir.. . kitapta beni en derinden yaralayan bir annenin nasıl bu kadar vicdan yoksunu olabileceği.. babalar için bir fikir belirtemem ama *anne ya anne* var mı bir çocuk için daha ötesi.. saç baş yoldurur cinsten bir anne
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,597 okunma
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
“Xoşbəxtliyi nə uzatmaq nə qısaltmaq olar. Xoşbəxtsən vəssalam.Hətta ölümdə xoşbəxtliyə əngəl deyil, o sadəcə oyunun qaydalarına daxil olan bir təsadüfdür.” Cümlə kitabın məğzini o qədər dərindən ifadə edir ki, sadəcə heyranlıqla baxıram. Kitab insanı o qədər düşünməyə vadar edir ki. Xoşbəxtlik nədir? Xoşbəxtliyin nə olduğundan xəbərdarıqmı ya da həqiqətən dərk edirikmi? Azadlıq, təklik, qayğısızlıq, istədiyin şəkildə yaşamaq bunlar bizi xoşbəxtliyə çıxararmı? Ölümdə xoşbəxtliyin bir parçasıdırmı? Və bunun kimi yüzlərlə sual və bunlara cavabları Albert Camusun perspektivindən, xoşbəxtliyi axtaran, şüurlu tənhalığı seçən və hətta bunun üçün cinayəti belə gözə alan Patris Mersonun qəribə həyatı vasitəsilə aldığımız möhtəşəm kitab…
Xoşbəxt ÖlümAlbert Camus · Qanun Nəşriyyatı · 20196,2bin okunma
9/10
·160 syf.··
2026 24. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:27
Kitapta hikayesi anlatılan evli bir çift var. Seriyye ve Adil. Hikayelerin anlatıcılar da bu iki insan. Her biri kendi bakış açısına göre anlatıyor. Şehirden kocası Adil'in özel göreve atanmasıyla birlikte köye gidiyorlar. Orada köprü yapım ekibiyle tanışmak Seriyye'yi değiştiriyor. Kitapla ilgili daha fazla ayrıntı vermeyeyim. Ama şunu söyleyeyim: bu hikaye sadece bir evlilik bunalımı değil. İçinde özgürlük, kimlik, seçim ve vicdan var. Ve okurken siz de zorlanıyorsunuz kafanızda oluşan bazı soruları cevaplamaya çalışırken. Seriyye aracılığıyla geleneksel aile mutluluğuna alternatif bir mutluluk anlayışından söz ediyor yazar. Bu karakter bazılarını öfkelendirebilir, hatta çok sinir bozucu bulanlar vardır. Adil de Seriyye de büyük hataları olan insanlar. Ama tam da bu yüzden gerçek hissettiriyorlar. Yazar sana "işte iyi adam, işte kötü adam" demiyor, seni dilemma içinde bırakıyor. Belki kimseye daha fazla yüklenmeyelim diye de iki anlatıcısı var kitabın "Eserin baş kadın kahramanı haklı mı?" sorusunu okuyucunun aklına kazıyor yazar. Ve bu soru kitabı bitirdikten sonra da peşini bırakmıyor. Dürüst olmak gerekirse kitabı bitirince gerçekleşen olayla ilgili "buna gerek var mıydı gerçekten?" diye de sordum kendime? Cevabı gerçekten çok zor. Belki de "gönül bu" demek gerekir.
İnceleme
Körpüsalanlarİlyas Efendiyev · Qanun nəşriyyatı · 0753 okunma
8/10
·293 syf.··
2026 63. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 22:14
“Sana Gül Bahçesi Vadetmedim” – Acının İçinden Umuda Açılan Bir Kapı Bazı kitaplar okunmaz; yaşanır. Bazıları ise yalnızca bir karakterin hikâyesini anlatmaz, insan zihninin en karanlık odalarına elinden tutarak götürür. Sana Gül Bahçesi Vadetmedim tam da böyle bir eser. Kitabın merkezinde Deborah var. Gerçek dünyanın acılarına dayanamayınca kendi zihninde kusursuz bir evren kuran genç bir kız… İlk bakışta onun hikâyesini okuduğunuzu sanıyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe fark ediyorsunuz ki Deborah, aslında hepimizin korkularını, kırgınlıklarını ve kaçış arzularını temsil ediyor. Kimi insanlar bunu hayallerle yapar, kimi sessizlikle, kimi de Deborah gibi bambaşka bir dünyanın kapısını aralayarak. Romanın en güçlü yanı, ruhsal hastalıkları dramatize etmek yerine insanileştirmesi. Psikiyatrik tedavi sürecini mucizevi bir iyileşme hikâyesi olarak sunmuyor. Tam tersine, iyileşmenin ne kadar sancılı, yavaş ve emek isteyen bir yolculuk olduğunu gösteriyor. İnsan bazen gerçeklerle yüzleşebilmek için en büyük savaşını kendi zihninde verir. Kitabın adı da başlı başına bir yaşam dersi taşıyor. “Sana gül bahçesi vadetmedim” cümlesi, hayatın kusursuz olmayacağını kabul etmeyi öğretiyor. Mutluluk; acının hiç olmadığı bir yerde değil, acıya rağmen yürüyebilmeyi öğrendiğimiz yerde filizleniyor. Hayat bize sürekli güller sunmayabilir ama dikenlerin arasında yaşamayı öğrenmek de büyümenin bir parçasıdır. Yazarın dili sade olmasına rağmen psikolojik derinliği oldukça güçlü. Özellikle Deborah’ın iç dünyasını okurken gerçekle hayal arasındaki sınırın nasıl silikleştiğini hissediyorsunuz. Bu da kitabı yalnızca bir roman olmaktan çıkarıp insan psikolojisine dair etkileyici bir gözleme dönüştürüyor. Bu eser bana şunu düşündürdü: İnsan bazen dışarıdan tamamen iyi görünürken içinde
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma