Yaşanan her olaydan sonra herkesin söyleyecek bir sözü oluyor.
Bir kısmı duyar kasarak en acı görüntüleri paylaşıyor...
Bir kısmı etkileşimin peşine düşüyor...
Bir kısmı ise gerçekten "herkes görsün, bilsin" niyetiyle paylaşıyor.
Peki sonra ne oluyor?
Her zamanki gibi...
Gündem değişiyor, hayat akmaya devam ediyor
ve asla unutulmaması gerekenler bile yavaş yavaş unutuluyor.
Oysa bazı şeyler unutulmak için değil, ders alınmak için yaşanırdı.
Artık uyanmak zorundayız.
Bakıp ilgilenemeyeceğiniz,
sorumluluğunu taşıyamayacağınız çocukları dünyaya getirmeyin.
Çocuk yetiştirmek sadece doğurmak değildir; görmek, duymak ve gerçekten ilgilenmektir.
Gündüz kuşağı programlarını saatlerce takip ederken, dizilerin yeni bölümünü kaçırmamak için zaman yaratırken kendinize șu soruyu soruyor musunuz?
Çocuğum şu an neyle uğraşıyor?
Bir derdi var mı?
Kiminle konuşuyor, kimlerle vakit geçiriyor?
Bunları bilmek bir lüks değil,
anne-baba olmanın temel sorumluluğudur.
Marka kıyafetler almak, cebine harçlık koymak sadece maddi ihtiyaçları karşılar.
Ama çocukların asıl ihtiyacı;
görülmek, dinlenmek ve anlaşılmaktır.
Belki de en acı olan șu:
Bu hale nasıl gelindiğini hepimiz az çok biliyoruz, ama her olaydan sonra yeniden şaşırıyormuş gibi yapıyoruz.
Unutmayalım:
Bir toplumun geleceği,
en çok ihmal ettiği yerde yara alır.
Ve çoğu zaman o yer...
evin içidir…
(A.ka)