"Neye niyet, neye kısmet." sözünü bazen tersinden anlıyoruz. "Biz bir şeye niyet ettik, karşımıza başka bir şey çıktı, olmadı, plan tutmadı." gibi düşünüyoruz. Halbuki tersi doğru. Bu ifa-de diyor ki: Neye niyet edersen kısmetini o belirler.
Karşılık bekleyen, karşı tarafın kölesi olur. Karşılığını alamayınca üzülür, dertlenir, umutsuzluğa kapılır. Kendi mutluluğunu başkalarının eylemine endeksler.
Kitap dediğimiz şey bile k-1-bden, "yazmaktan geliyor. Yazılan bir şeyi okuyoruz. Kalem de onunla yürüdüğü zaman "Evet, şimdi okuyan ile okunan, okuyucu ile kitap, kitabı yazan ile onu anlamaya çalışan buluştu ve vuslat gerçek-leşti." diyorsun. Kitap orada kendini açmaya başlıyor.
Aynadan maksat kendi kendine bakıp böbürlenmek, "Ah, ne güzelim." demek değil. Her insan aynanın karşısına geçtiğinde "Dünyanın en güzel insanına bakıyorum." diye düşünebilir, halbuki maksat o değil. Maksat, "Aynada gördüğüm bu suret nasıl daha güzel olur, kendimi manevi anlamda, akli ve ruhi anlamda nasıl güzelleştiririm?" olmalı.
Flanör olmak insanın bir şehirde, köyde, kasabada yahut ta-biatta fazla hesap kitap yapmadan yürüyüşe çıkması, kendini bir akışa bırakması ve yeni keşiflerle buluşması demek. Flanör ruhuy-la gezmek öyle şeyler keşfetmenize vesile olur ki planlı programlı, rehberli gezilerden çok daha fazlasını öğrenirsiniz. Çünkü artık bir kılavuz değil, şehir sizi gezdirmeye başlar. Şehir kendisini size aç-maya, bu vesileyle de sizi açmaya başlar.