Kişi mümin ve müttaki ise kendi toplum içinde olmasa bile Allah katında değerlidi. Kişi günahkar ve bedbah ise kendi toplumu içinde yüksek bir konumda olsa bile Allah katına değersizdir.
Alıntı
Şu söz ne güzel söylenmiştir:
Mütteki olanlarda, dört alamet vardır ki, Dinin emirlerine kesin uymaktır ilki. İkincisi, fakir ve muhtaçlara vermektir; Ve kanaatkar olup ahde vefa etmektir. Bu şiirde bildirilenler, Şeyh Nasrabadî'nin şu sözünün manasıdır: Müttekinin alameti dörttür: 1-Hududu yani sınırı gözetmek. Allahü teâlânın emirlerine uyup yasaklarından sakınmak. 2-Gücü yettiği kadar vermek. 3-Ahde vefa göstermek yani sözünde durmak. 4-Mevcutla yani elindeki ile kanaat etmek. ~Gönül Sultanları 4. Cilt
Kitap Alıntısı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Esselamünaleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu canlar: Ey sadaka veren ve sadakayı yerine ulaştırma gayretinde bulunan kardeşim. Sadakayı daha içten ve daha hâlisane vermen için sana sadakanın birkaç faydasını anlatmayı niyaz ederim. 1- Sekiz kapısı olan cennetin bir kapısının adı da "bâbussadaka"dır yani sadaka kapısıdır. 2- En faziletli amellerin başında sadaka gelir, sadakanın en üstünü ise açları doyurmaktır. 3- Verilen sadaka sahibine şefaatçi olacak ve kişi kıyamet günü sadakasının gölgesinde gölgelenecektir. 4- Sadaka Allah'ın gazabından ve kabir azabından korur. 5- Ölmüş bir kimseye gönderilecek en büyük hediye sadakadır. 6- Kişinin verdiği sadaka kıyamete kadar büyür ve sahibini karşılar. 7- Sadaka nefsi emmarenin şerrinden kurtulmak ve nefsi tezkiye etmek için büyük bir vesiledir. 8- Veren kişinin sevabını kat kat arttırır ve kişinin yüzünü kıyamet günü nurlandırır. 9- Sadaka veren kişiler tüm varlığın korktuğu kıyamet gününde emniyette olacak ve herkesin "Keşke dünyada çalışıp çabalasaydık" dediği günde kalpleri mutmain olacak kişilerdir 10- Sadaka veren kişiler "Hüsnü hatime" yani mutlu son dediğimiz iman ve kelimeyişehadet üzere ölmeye ve meleklerin duasına mazhar olacak kişilerdir. 11- Sadaka veren kişiler Allah katında seçilmiş kişiler oldukları gibi, Allah tarafından hayrı cezil ve ecri kebir vaadine mazhar olacaklardır. 12- Sadaka veren kimselerin yaptığı dualar müstecap olur ve onlar muttaki yani takva ehli olanların zümresine ilhak edilirler. 13- Sadaka başa gelecek belayı def eder, dünyalık yetmiş bela kapısını kapatır.
Alıntı
Manevi üstünlüğün açtığı izi hiçbir şey silemez.
İslam inancına göre maddi güç geçicidir, manevi güç ise ebedidir. Kur'an-ı Kerim'de dünya malının ve gücünün bir imtihan aracı olduğu sıkça vurgulanır. Asıl üstünlük ölçüsü ise maddi güç (zenginlik, soy, makam) değil, takvadır (Allah'a karşı sorumluluk bilinci). "Şüphesiz, Allah katında en değerliniz, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır (en muttaki olanınızdır)." (Hucurât Suresi, 13) Manevi güç; zorluklar karşısında sabretmeyi, yıkılmamayı, adaletli kalabilmeyi ve her şeyden önemlisi Allah’a sığınarak iç huzuru (sekînet) bulmayı sağlar. Maddi güç ise manevi bir temelden yoksun olduğunda insanı firavunlaşmaya, kibre ve zulme sürükleyebilir (Karun ve Firavun örneklerinde olduğu gibi). İslami açıdan manevi güç esastır ve üstündür. Çünkü maddi güç, manevi güçle disipline edilmediğinde felaket getirir.
NAMAZI KASTEN TERK EDENLERİN İSİMLERİNİN CEHENNEMİN KAPISI ÜZERİNE YAZILACAĞI *Ebû Sa'îd (Radıyallâhu Anh)dan rivâyet edilen bir hadîs-i şerîfte Rasûlüllâh (Sallellâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Her kim namazı kasten terk ederse, onun ismi cehennemin kapısı üzerine oraya girenlerden biri olarak yazılır.” (İbnü ‘Adiyy, el-Kâmil, 1/299; 'Abdülkadir el-Geylânî, el-Ğunye, 2/188; 'Ali el-Müttakî, Kenzü'l-'ummâl, rakam: 19090, 7/325) Namaz Kılmayanların İki Cihanda Başlarına Gelecek Belalar
#𝙇𝙊𝙆𝙈𝘼𝙉_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 🛳️ Görmez misin ki, Allah’ın lutfuyla gemiler denizde nasıl akıp gidiyor? Allah böylece varlığının ve kudretinin bir kısım delillerini size göstermek istiyor. Elbette bunda çok sabreden, her dâim şükreden kimseler için deliller, ibretler vardır. 31 Denizde gemilerle seyahat ederken onları dağlar gibi dalgalar sardığında sadece Allah’a yönelerek bütün samimiyetleriyle O’na yalvarırlar. Onları kurtarıp selâmetle karaya çıkardığımızda ise içlerinden bir grup orta yolu tutar. Diğerleri ise yeniden inkâra döner. Bizim âyetlerimizi, verdiği söze ihânet eden böyle nankörlerden başkası inkâr etmez. 32 #Tefsir: 📖 📖 Tonlarca ağırlıktaki gemilerin su üzerinde durup gitmesine sıradan bir hâdise olarak bakmayıp, onu büyük bir kudret akışı ve azamet nişânesi olarak tefekkür ve ibret nazarıyla seyretmek lâzımdır. Fakat mânen bu seviyeye ulaşılması, imanla birlikte ciddi bir “sabır” ve “şükür” terbiyesine bağlıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s.): “İman, iki yarımdan oluşur. Yarısı sabır, yarısı şükürdür” (Ali el-Mütteki, Kenzu’l-Ummâl, I, 61) buyurarak bu gerçeğe işaret eder. Gerçek mü’min hem belâ, sıkıntı ve zorluk zamanlarında, hem de genişlik, nimet ve lutuf zamanlarında Allah’ı hatırlar, O’nu aklından çıkarmaz. Fakat imanında zâfiyet bulunan kimseler, denizde dağlar gibi dalgalara tutulmuş insanlar gibi ölümcül sıkıntılara maruz kaldıklarında bütün samimiyetleri ile Allah’a yalvarırken, sıkıntıdan kurtulunca o ihlaslı hallerini devam ettiremezler. Bir kısmında ciddî mânada bir heyecan kaybı yaşanırken; çok zâlim, çok gaddâr ve pek nankör tabiatlı kimseler, iman bağlarından bütünüyle sıyrılıp, üstelik Allah’ın âyetlerini inkâra yönelirler. O halde: