muzotella

muzotella
@muzotella
Öğretmen
İstanbul
28 Aralık
302 okur puanı
Mayıs 2019 tarihinde katıldı
Puan vermedi·160 syf.··
2026 5. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Ocak 2026 23:54
Bu, çocukluğumun hikayesi diyor Tijan Sila. Saraybosna’da savaşın ortasında henüz on yaşında ve bir çocuğun gözünden anlatıyor bize olanları. Bir savaş anlatısı değil yazdıkları oldukça sade cümlelerle savaşla devam eden hayatları. Ve bu gerçek asıl acıtan, etkileyen insanı. Savaşın günlük hayata sızıp, onu kuşatması, varlığını kabul ettirmesi. Şöyle diyor Tijan Silo: “Bir keresinde akşamleyin mutfağımızdaki yemek masasında oturmuş, çizgi roman okuyordum ki bir mermi balkon kapısını parçaladı ve kıvılcımlar saçarak mutfak tezgahındaki düdüklü tencereye saplanıp kaldı, o an masanın altına giriverseydim! Ya başka zaman? Başka zaman patlamaları hiç duymuyordum artık..” Ateş altında yaşamaya çalışmak, ölüme şahit olmak, okula gitmek, büyümek. Bir çocuğu hayata bağlayan bir umut pilli bir radyo, müzik. Tijan Sila, 1981 Saraybosna doğumlu savaş esnasında ailesiyle birlikte Almanya’ya göçüyorlar. Sila, savaşla yitip giden çocukluğunu ve kendi neslini unutulanlar olarak adlandırıyor. Bu yazdıkları unutulmaya bir direniş. Unutulmaması ve okunması dileğiyle
Saraybosna RadyosuTijan Sila · Siren Yayınları · 2025727 okunma
Reklam
9/10
·440 syf.··
2026 4. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 21:06
Sevilen bir yazarın bünyede oluşturduğu heyecanla ve özenle başlanan bir kitabı memnuniyetle sonlandırmak, son sayfayı okuyup kapatıp, “çok güzeldi” duygusunu yaşamak. Okuduğum süre boyunca genelde akşamları, geceleri elim gitti kitaba. Her akşam anlatıcı Şehnaz’la buluşup ondan hikayeyi dinlemek bir süredir ritüel halini aldı bende. Annesinin uyurgezer gecelerinin birinde ailesiyle ilgili bir sırrı öğrenen ve unutma yetisini kaybeden akademisyen Şehnaz’ın dilinden kendi ailesinin kadınlarının kuşak hikayesini dinliyoruz. Dik duruşuyla ilkelerinden taviz vermeyen öğretmen annesi , paşa kızı anneannesi ve zorluklarla hayata tutunmaya çalışan büyük anneanne. “Oysa unutmak insan beyninin hayatı sürdürebilmek için bulduğu en muhteşem çözümdü.” Şehnaz’ın artık unutmadığı, öğrendiklerinden sonra eskisi gibi olmadığı, yaptığı içsel muhasebelerine tanık olduğumuz, evli olan hocası E. ile yaşadığı adına aşk dediği bağımlılığı okuduğumuz etkileyici bir hikayeye tanık oluyoruz. “Acı ve hazzın sürekli birbirini izlediği, ısırgan, tahrip edici, tüketici ama bir yandan da kalbimi en güçlü duygularla çarptıran, her şeye rağmen keşke yaşamasaydım diyemediğim iki kutuplu aşk” ilişkinin tanımını bu şekilde yapıyor Ayfer Tunç. Yalnızlığını, zayıflığını gösterişli bir kalkan arkasında saklayan, karşısındakini sindiren birçok E. ve yaşadığı şeyi aşk sanıp bağımlılığın dört duvarı arasında sıkışıp kalan birçok kadın var etrafımızda. O yüzden hikayenin bu kısmı tanıdık gelecektir mutlaka size. Kuşak hikayesi, anne-kız ilişki dinamiği ve bir ömre uzanan bir ilişkinin arka planı da oldukça hareketli. Toplumsal, sosyolojik değişimler; bir ülkenin toplumsal panoroması iğneli arka plana. Ayfer Tunç okurken zihnimizin sabit kalmasına izin vermiyor, zamandan zamana atlatıyor, ayrıntılarla hemhal
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20266,9bin okunma
6/10
·455 syf.··
2026 3. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2026 13:21
1999 yılının yaz ayında Kuzey Dakota’da bir adam bir geyiği avlamak için takiptedir. Uygun anı bulur ve tetiğe basar. Geyik kaçar, o an anlar ki vurduğu geyik değil komşusunun beş yaşındaki oğludur. Ojibwa kabilesinin geleneklerine göre bir bedel onu beklemektedir. Bu bedel, komşularının oğluyla aynı yaşta olan kendi oğlu LaRose’u oğlu ölen aileye vermektir. İki ailenin yaşantısı da artık eskisi gibi olmayacaktır. LaRose sıradan bir çocuk değildir. Atalarıyla aynı adı taşıyan geçmişten bugüne kültürel aktarımı sağlayan zincirin bir parçasıdır. Çocuk ve bilge ruhun birleşimi, derin yaraların ilacıdır. Kitap, Ojibwa kabilesindeki farklı LaRose’ların ve diğer karakterlerin de acılarına, hikayelerine geçmiş ve bugün arasında gidip gelerek yer veriyor. “Adalet” kavramının yasalara göre değil yerli kültüre göre nasıl şekillendiğini anlatıyor. Dünyanın şimdiki zamanında bu eski geleneklerin iyileştirici gücü var mıdır? Acı, yas, affetmek, kefaret üzerine düşündüren ama umudun da elini bırakmayan bir hikaye. Benim için oldukça çarpıcı bir konuydu. Özellikle hikayenin yerli kabile kültürüne dayanması beni meraklandırmıştı ama okurken o merakım körüklenmedi. Bitirmem uzun zaman aldı. Geçmişten bugüne LaRose hikayeleri kısmını severek okudum. Fakat genel anlamda yerli kültüre dair derinlikli bir metin beklentime tam olarak cevap olmadı diyebilirim.
Kutsal Geyiği VurmakLouise Erdrich · Kafka Kitap · 202522 okunma
7/10
·132 syf.··
2026 2. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 15:37
Son zamanlarda beni distopik kurguya doyuran bir yazar oldu Arjantinli Agustina Bazterrica. Leziz Kadavralar kitabıyla bizi ters yüz etmişti. Bu kitabını da yıl içinde okumak üzere hemen almıştım. Nilgün’ün yazdıklarından sonra bekletmeden okumak istedim. Afetlerin, savaşların sonrasında her şeyin durma noktasına geldiği bir dünya zamanında geçiyor hikaye. Yapay zekanın hükmü ardından yaşanan büyük bir elektrik kesintisi ile hayat çöküyor, hayatta kalma içgüdüsüyle bir kaos yaşanıyor. Tüm bunların ortasında bir manastır. Yalnızca kadınların kabul edildiği, bir baş rahibe liderliğinde katı bir hiyerarşinin hüküm sürdüğü, kadınların isminin olmadığı sınıflara ayrıldığı, bedensel cezalarla bedel ödedikleri bir oluşum. Görevleri -O’ya-itaat ve hizmet. Buraya sığınan kadınlardan birinin birileri okur umuduyla bazen kendi kanını kullanarak gizli gizli yazdığı günlüğünden hikayeyi okuyoruz. Onun bu baskıcı rejimde hayatta kalışı, kendini keşfedişi, direnişi okuru sarsan kısmı oluyor. Okurken yine beni rahatsız eden ama elimden bırakamadığım bir Bazterrica kitabı daha oldu. İki kitabını karşılaştırdığımda diğer okurlarla benim de görüşüm aynı, Leziz Kadavralar’dan yana. Ama Değersizler de bu türü sevenleri mutlu edecek başarılı bir distopik kurgu kesinlikle. Geçtiğimiz günlerde izledim bu filmi. 2025, Hollanda yapımı. Alplerde bir evde her yıl beraber tatil yapan iki ailenin kızlarının başına gelen kazayla gerilen ilişkilerini konu alıyor. Film yavaş aksa da konusu çok etkileyici, sizi sonsuz bir ikilem içerisinde bırakıyor. Tüm ağırlığıyla üzerinize çöküyor.
DeğersizlerAgustina Bazterrica · Siren Yayınları · 2025160 okunma
7/10
·112 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 20:25
Luiselli benim uzun zamandır okumak istediğim bir yazar. İlk olarak farklı başlıklar altında topladığı kısa denemelerinden oluşan bu kitabını tercih ettim. Bana yazar hakkında fikir vermiş oldu. Yazarın başka kitaplarını okumak ister miyim? Kesinlikle evet. İnsanı düşünmeye sevk eden, özgün bir tarzı var, sevdim. Meksika’dan Venedik’e uzanan farklı mekanlara götürüyor bizi Luiselli. Şehirde dolaşan, gözlem yapan, düşünen yani tam bir flanör ruhuyla yazılmış bir kitap. Aidiyet, kimlik, dil, yaşam,ölüm ve mekanlar üzerine yazar zihnini, gözlemlerini bazen anılarını akıtmış metne. Tüm bunlar kol kola ilerliyor metinde, keskin sınırlarla ayrılmıyor. Luiselli Meksikalı ve Amerika’da yaşayan bir yazar. Kitabın isminin geldiği “Sahte Belgeler” adı altında kimlik kavramını irdeliyor aslında. Kimliğin sabit değil akışkan olduğunu ayrıca pasaportlar, formlar gibi belgelerin kimliği kanıtlamadığını, değişkenliğini, sahteliğini ele alıyor. Benim kitapta en beğendiğim kısım “Kitaplara Dönmek” bölümü oldu. Ocak ayının ilk kitabıydı. Böylelikle bu yılki okuma yolculuğum başlamış oldu
Sahte BelgelerValeria Luiselli · Siren Yayınları · 202422 okunma
Reklam