Mehmet Yusuf AKDAĞ

Sadece kendine insan, ötekilere canavar Avrupa-Batı Fikriyatı
" Avrupa, hep kendi gururunun esiri kaldı. Romalı, nasıl hürriyeti sadece Romalı yurttaşlar için düşünürken, Avrupalı da aynı kavramı bütün dünya için kullanırken yalnız kendi insanına uyguladı. Diğer insanlara avrupalının bakışı insanca bir bakış olmaktan daima uzak kaldı. Hep kendisini üstün gördü. Bugün bile Amerika'daki zenci düşmanlığı, İngiltere'nin melezleşme korkusu, Slavların kendisi ile aynı ideoloji sırasında bulunan diğer ırkları ezmesi, hep aynı gurur ve egonun kalıntıları, uzantılarıdır. Avrupa 20.yüzyılda iki büyük savaş geçirerek şimdiye kadar insanlığa yaptığı zulmü ödemeye başladı. Bu ödemenin henüz başlangıcındayız. Avrupalı uyanmaz, gururunu ezmez, Allah'ın önünde diz çökerek, secdeye kapanarak suçunu itiraf edip affedilmesini istemez, taşıdığı insan anlayışını değiştirmezse bugün düşünemeyeceğimiz felaketler onun başına yağmaya başlayacaktır. Bunun en büyük işareti, tek güvendiği kuvvet olan teknik üstünlüğü, Avrupa kıtasının elinden kaçırmış bulunmasıdır."
Sayfa 201 - ÇIRA·Kitabı okudu
Edebiyat
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Utanmadıktan sonra dilediğini yap”
Karakoç, Batı'nın, Hristiyanlıktan devraldığı kırık dökük utanmayı Rönesans'tan sonra büsbütün yitirdiğini de aktarır: " Her şeyi tam olsa da, utancını yitirmiş bir medeniyet, sağlıksızdır. Çünkü diri olmak Allah önünde utanmak demektir. Utançsız insan paslıdır. O zaman da ona Allah'ın nuru vurmayacak demektir. Allah'ın nurunun vurmadığı insan ise diri değildir. "
Sayfa 192 - ÇIRA·Kitabı okudu
Din
Sezai Karakoç'un gözünden; Mevlânâ'nın Halkla Kurduğu Dil
"Halk senin olduğun yere gelmiyorsa, sen onun olduğu yere gideceksin. O senin dilinden anlamıyorsa, sen onun dilinden anlayacak, maksadını onun diliyle anlatacaksın. Bir aşk ve coşku dünyası kurmalısın ki, halkı içine çekebilesin. Halk çocuk gibidir. Hakikatleri çırılçıplak sunma onları ürkütebilir. Çocuğa, acı ilacı verdiğinizde yüzünü buluşturur. Ama onu şekerin içine koyup verirseniz şekerin hatırına ilaca da razı olur. Murat, şeker vermek değil, acı ilacı yedirmek olduğundan şekerli hapının alınmasıyla maksat hasıl olmuş olur. Siz de doğrudan ders olarak dinletemediğiniz ilahî bilgileri, şiir içinde, musikinin aracılığıyla, semâ coşkusuyla verebilirsiniz. "
Sayfa 32 - ÇIRA·Kitabı okudu
Edebiyat

Mehmet Yusuf AKDAĞ

, bir kitap okudu
10/10
·144 syf.·
Beğendi
·
8 günde okudu
·
2021 28. kitabı
Mehmet Erdoğan
8.5/10 · 4 okunma
Düşünürün güçlüsü...
"Düşünürün güçlüsü, modalaşmış akımların peşinden sürükleneni değil, bir halkın ruhunda gizli olan ve o ülkeye yeni bir hayat getirecek düşüncelerin sistemini yakalama zahmetine katlananı ve bu düşünce uğruna hayatını bile ortaya koyanıdır." (Sütun)
Sayfa 22 - Kopernik·Kitabı okudu
Edebiyat