Kamer’in saçları yüzüne ilk değdiğinde gökteki ay yarım, Aşçıbaşı yanlışlıkla kızın elini tutup ikisi de yıldırım çarpmışa döndüğünde hilaldi. Ve yine bir dolunay zamanıydı, Kamer’in kulağına fısıldadığı şarkının tam da kendilerini anlattığını ve yaşadıkları şeyin isminin “aşk” olduğunu kaşfettiklerinde.
İnsanların çoğu fark edemez ama her lezzet mutlaka ve mutlaka bir hatırayla, maziden gelen bir duyguyla alakalıdır. Lezzetler insanın geçmişidir ve duyguların bir başka lisana tercümesidir.
Sonsuz bir karanlığın, sonsuz bir denizin ortasında, ayakta durabilecek bir kaya parçasının üstünde, sonsuza kadar durmaya razıydı, bile bile ölmektense. Yaşamak, sadece yaşamak! Hayatı ne olursa olsun yaşamak…