"Eğer bunu yaparsak, sığ sularda kalmalı."
Başımla onayladım ama sonra hayır anlamında salladım. Onunla aynı fikirde miydim değil miydim bilmiyordum. "Sığ sular derken neyi kast ediyorsun?"
Bakışları göğsümde hissettiğim sıkışmayla aynıydı. Sanki düşündüklerini duygularımı incitmeden bana nasıl anlatacağını düşünüyormuş gibi dilini üst dudağında gezdirdi. "Ben sadece... Eğer bu bir şeye dönüşürse. Bir yaz aşkı. Ben sadece öyle olmasını istiyorum. Ağustos ayında buradan bir ilişkim olarak ayrılmak istemiyorum."
"Bunu ben de istemiyorum. İkimiz de ülkenin farklı yerlerinde olacağız."
Parmaklarını kolumda gezdirerek aşağı indirdi. Tekrar yukarı çıkınca omzumda durmadı. Parmakları köprücük kemiğimin üzerinden geçip yanağımda durdu.
"İnsanlar bazen sığ sularda da boğulabilir." diye fısıldadı.
Sara ayağa kalktı ve sırıttı. "Lanet olsun, kız kardeşim olmasına bayılıyorum."
Ben de Sara'nın dondurma dediğimde irkilmemesine bayılmıştım. Belki de onun için düşündüğüm kadar kötü bir örnek değildim. Onun kadar neşeli ve mutlu olmayabilirdim ama onun yemek yemekten keyif almaya başladığını bilmek ve ilk geldiğimdeki gibi kilosundan endişe etmediğini görmek bu arkadaşlığa benim de bir şeyler katabileceğimi düşündürmüştü. Bu yeni bir histi; benim birinin yanında olmaya değer olabileceğim fikri.