“...Çünkü hiç hakiki düşünceye erişecek kadar olgunlaşmadın. Hiçbir zaman samimiyetle kendine ne istediğini ve ne yapabileceğini sormadın. Hiçbir zaman geleceği olmayan gençlik özlemlerinden ayrılmadın. Şimdiyse boş ve hırpalanmış bir teneke gibisin. Sefil.”
Fakat şuuru, benliğini oluşturan o açıklanamaz ve parçalanmış şey, kişiliği ya da kendisine ilişkin fikri, bedenini terk edip onun üstünde ve ötesinde gezinmeye başladığında sanki bir anda karamsar, kendisi olmayan birine dönüşüyordu.