“Pekala,” dedim volta atmaya başlayarak. “Şunu bilmelisiniz ki ben daha eski kehanetlerinizi çözemedim.”
“Çözdün,” dedi.
“Çözemedim.”
“Çözdün.”
“Çözemedim yahu.”
“Ve Daren doğdu,” diye fısıldadım.
Belli belirsiz başıyla onayladı. “Kötünün de kötüsü,” dedi.
𝘒𝘰̈𝘵𝘶̈𝘯𝘶̈𝘯 𝘥𝘦 𝘬𝘰̈𝘵𝘶̈𝘴𝘶̈.
Ürpermiştim.
…
Zavallı 𝘬𝘰̈𝘵𝘶̈𝘯𝘶̈𝘯 𝘥𝘦 𝘬𝘰̈𝘵𝘶̈𝘴𝘶̈, nasıl bir hayata doğmuş…

Yan yana ve birbirlerine yaslanmış bir şekilde ilerlerken benim gördüğüm ya da hissettiğim kadar karanlık ya da umutsuz görünmediklerini düşündüm. Sıla’nın başı Yiğit’in omuzuna düşmüş, kolunu beline sarmıştı. Yiğit ona omzundan sarılmış başını başının üzerine yaslamıştı.
“Birbirlerine sahipler,” diye mırıldandı Erim baktığım yere başını çevirip. “O tür hisler böyle bir diyarda bile bir sürü şeyin üstesinden gelmeni sağlar.”