Neyleyeyim dünyâyı Bana Allah'ım gerek Gerekmez mâsivâyı Bana Allah'ım gerek Ehl-i dünyâ dünyâda Ehl-i ukbâ ukbâda Her biri bir sevdâda Bana Allah'ım gerek Derdli dermânın ister Kullar sultânın ister Âşık cânânın ister Bana Allah'ım gerek Fânî devlet gerekmez Dürlü zînet gerekmez Hak'sız cennet gerekmez Bana Allah'ım gerek Mecnûn ister Leylâ'yı Vâmık isterAzrâ'yı N'idem gayrı sevdâyı Bana Allah'ım gerek Bülbül güle karşı zâr Pervâneyi yakmış nâr Her kulun bir derdi var Bana Allah'ım gerek
Boş işlerde bugün..
Müdüre vereceğim evraklarda birkaç imza eksik olsa n'olacak,sanki okunuyor yığınla kağıt israfı.Yazık şu dijital çağda yalandan bir sürü evrak iste,güya imzası ,virgülü noktası eksik imiş.Peki içerik.. Asla okunmayacak ,ve totalde ne kadar israf. Madem gerekli ,dijital olarak iste ,sisteme girilsin.Her an ulaşabilir ve geri dönüt verebilirsin.Öyle yalandan ki..
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Hangi mevsim?
Hangi mevsimin koynunda saklanır aslın bilemem.  Hangi lisana döksem anlaşılır ki feryadım?.. Gözlerim acının sürgününde kalbimi parçalayarak ezen  Solgun gölgenin sürükleyişinde ... Bir derbeder yokuşlarda heyelanlar yürüdüğüm yol boyunca  bir çığlık yükseliyor sesimden se(n)sizliğime.. Kıyametler Kopuyor, mahşer günüdür yüregim Boğazımı yırtarcasına susuyorum Sustukça, boğuluyorum... Aşiyana bir yüz imgesiyle kayıyor gökyüzü İçtensizlik duyguların bağışladığı ruhlara gözlerim de ateş çukuru bir kızgınlık… en kavruk yalvarmalarımı gömdüm gecenin serinliğine.... Bir damla düşüyor alfabeme, sırılsıklam oluyor harflerim.  Solumda sancıyan acının adıydı mutluluğumun yetimliği …  Birşeyin tek şey o'nun adına dualar kurarken ellerim, dilimi unutmuştum feryad’ın gölgesinde…sahte hayatın tek sahici yüzüydü o!.. Mutluluğumuzun yetimliği yara almasın diye kelimelerimle örttüm garipliğimi ve garipsedim bu yeni hayatı.... Ve tek gecelik aşklar uğruna hayatla savaşımda.. Ebû Cehil’in cehaletinde kalan ruhlarınızı alıp gidin! masumluğumuzu kanatmadan, ezazilin koynuna… SYN
G ü n a y d ı n n . .
o kadar duygu bu kadar duygusuz birine dönüşmek için miydi?
1000Kitap
Otuz Beş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz; Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim: Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hatırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Cahit Sıtkı Tarancı
N e o k l a s i k