Bilinçdışının etkisini farkındalıklı bir şekilde hayatımıza yönlendirmiyoruz. Belki de unutulan bir lisanda konuşulanlar bizi korkutuyor, delirmenin eşiğine geldiğimizi sanıp soluğu terapi seanslarında alıyoruz. Pek azımız bilinçdışının karanlık doğasıyla yüzleşebilme cesaretini gösteriyoruz. Zorlayıcı olanla yüzleşmekten kaçıyoruz.
İnsan yaşamı eşiklerle doludur. Her eşikte yeni bir çağrı vardır. Bazen çağrıyı ertelemek ya da duymazdan gelmek imkânsızdır. Kozasından çıkmaya çalışan bir kelebek misali büyümek ve olgunlaşmanın sancısı çekilir.
İnsan doğasında hem arzu hem de direnç vardır. Eylemlerimiz ya bir şeyleri harekete geçirmek içindir ya da bir şeyleri durdurmak üzeredir. Harekete geçiremediğimiz noktada ise arzularımızı hayal ederiz.