Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Ankara’ya gelişinin 106. yıl dönümü
Bir kış sabahıydı Ankara; bozkır, yoksul ama vakurdu. O gün yalnızca bir adam gelmedi bu şehre, bir milletin kaderi yürüyerek girdi taş sokaklara. Eğer bugünleri bilseydi; on binlerce Türk’ün kanıyla yoğrulmuş bu toprakların hoyratça pazarlık konusu edileceğini, emanetin bu kadar savrukça harcanacağını… Belki yine gelirdi. Çünkü o, umutsuzluğun en koyu anında bile dönmeyi değil, direnerek kalmayı seçenlerdendi.
Emperyalistlere, faşizme ve ülkeyi pervasızca peşkeş çekenlere inat, Ankara’ya bırakılmış bir iradedir Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bozkıra dikilmiş bir vicdan, zamana karşı dimdik duran bir hatırlayıştır. Bugün onu anmak, yalnızca geçmişe saygı değil; geleceğe karşı da namuslu bir sözdür.
seni savunacağız!
asırlarca atalarımıza yurt olmuş, içinde birlikte yaşanılmışlığı olan sonsuz acıyı, kederi, hüznü, mutluluğu yaşadığımız seni savunacağız!
içeriden ve dışarıdan sana vurulmaya çalışılan her darbeye karşı seni savunacağız!
altında atalarımızın yattığı, üzerinde abilerimizin, ablalarımızın, kardeşlerimizin, annelerimizin, babalarımızın, arkadaşlarımızın, tertemiz, saf, masum çocukların yaşadığı seni savunacağız!
üzerinde yaşayıp her türlü nimetinden faydalanan şeriatçisine, tarikatçisine, siyasal islamcısına, bölücüsüne karşı seni savunacağız!
yüz yıl önce seni savunup yaşanılır hale getiren Mustafa Kemal Atatürk gibi seni savunamayacağız belki ama aynı ruh ve aynı inançla aziz Atatürk'ün izinde seni savunacağız!
hümanizm, yardımseverlik, ensar-muhacir güzellemeleriyle yol geçen hanına çevrilmiş olan seni elimizden geldiğince daha kötü olmaman için, sana karşı vefa borcumuzu ödemek için, seni bize emanet edenlerin hatrı, hürmeti için seni savunacağız!
seni savunurken üzerimize yapıştırılacak her bir asılsız yaftayı hiç önemsemeden seni savunacağız!
sosyal medyada, sokakta, caddede, kahvede, cafede, meydanlarda, üzerinde yaşarken soluduğumuz her nefeste, attığımız her adımda seni savunacağız!
göğsünde taşıdığı parti rozetini umursamaksızın maddi-manevi çıkarları uğruna gaflet, dalalet ve hatta hıyanette bulunanlara karşı seni savunacağız!
kendimizin yaşadığı hayatın fani, senin, laik türkiye cumhuriyetinin, ebedi olduğunu bilerek seni savunacağız!
ta ki aziz bağrına bastığın, fani bedenini kabul ettiğin Mustafa Kemal Atatürk'ün senin için düşündükleri gerçekleşene dek seni savunacağız!
sonra senin cennetten daha güzel coğrafyanın her köşesinde çocuklarımız, kardeşlerimiz, kadınlarımız, yaşlılarımız mutlu, şen, mesut bir hayat yaşayacak.. artık seni
Bize küçük yaşta öğretilen şeylerden biri de anneye, babaya ve öğretmene saygı duyulmasıydı. Çocuklarımızı da bu şekilde yetiştirmeye gayret ediyoruz. Biz bunları yaparken, başka alanlarda, kurumlarca, öğretmenlerin itibarı sarsılıyor, önüne türlü zorluklar getiriliyor, yetmiyor şiddete maruz kalıyor öğretmenler, o da yetmiyor öldürülüyor. Binbir emekle icra etmeye çalıştıkları görevlerini yerine getirirken, üstelik emeklerinin karşılığını alamadıkları gibi bir de can güvenliğini sorunu yaşıyorlar. Bugün öğretmene, doktora doğrultulan silah yarın başka mesleklere ve sonra ayrım gözletmeksizin her insana yöneltilecek, o yüzden bireysel silahlanmaya, her türlü şiddete hayır! Her türlü şiddete dur demezsek, yakındır bir silahla durdurulmamız!