---Okumak isteyenleri caydıracak ve yazarın ekmeğine kan doğrayacak yorum içerir.---
Olmayan migrenim tuttu. Soldan soldan kafam ağrıyor şu anda. Son 30 sayfasını uyuklayarak okudum ki kitap bitsin yorumlayım da uyuyayım diye. Ertesi güne bıraksam içim soğuycak, yazcaklarımı yazamıycam çünkü...
bu kitabi tatilde olup yanımda okuyacak bişeyim olmadığından kobo üstünden e book olarak diger kitabiyla, banka kartimda bulunup gözden çıkardığim 15 lirayla aldım. Ağaç zaiyatina sebep olmadıgim için sevinçliyim. Aksi olsa hem yazara hem yayin evine kendimi tutamaz mail atardım. Agzima geleni hemidee...
Şimdi kitabın neden kötü olduğunu size nedenleriyle ve örnekleriyle açıklayacağım.
* bazen sıkılıyoruz. Yani çoğu zaman. Aslında genelde sıkılıyoruz. Evet sıkılıyoruz, belki de limondan daha çok.
Bu cümleyi okudugum anda ki kitabın başlarında... Nasıl bi belaya çattigimin farkina vardim.
*Ben sana tayt giyme demiyorum, hobi olarak yine giy.
Bu cümle yılın esprisi valla ne kadar da şakaci ve sempatik bir sanatçı. Milletçe alkışlıyoruz.
*ben sende doydum, afiyet olsun mu bana?
Bu cümlede ne dediğini anlamadım.
*illa bir organinla geleceksen, kalbinle gel bebeğim.
Bu cümlede kokan buram buram romantizm cemal süreyyayı bile kıskandırmıştır. Benim böyle enfes bir cümle neden aklıma gelmedi... Ah vakti zamaninda yazaydum diye...
*şarkılarda unuttuğumuz insanlar var.
Yine efsanevi bir cümle...
Ama ben yazsam sarkilarla unuttugumuz diye yazardım...
* bazen telefonun çalar, arayan o değildir.
Bu cümle beni darmadağın etti. Ki Türkan şorayin dönüş filmi nasıl içimi burktuysa bu cümle de öyle bir duygu seli coşturdu bende.
*Zaten hem güzel, hem kokereç seven bir kız görmedim. Demek ki benim bütün eski sevgililerim güzeldi. Sonuçta hiçbiri kokoreç yemiyordu.
Eve kokoreç tezgahı alma