İlk ihanet onarılmazdır. Başka ihanetlerden oluşan bir zinciri harekete geçirir ve bunlardan her biri bizi ilk ihanetimizden uzaklara, daha uzaklara götürür.
Küçük yaştan başlayarak babamız; öğretmenimiz bize ihanetin düşünülebilecek en alçakça suç olduğunu söyleyip dururlar. Peki ama nedir ihanet? İhanet setleri yıkmak demektir. İhanet, setleri yıkmak ve bilinmeyene doğru başını alıp gitmek demektir. Sabina bilinmeyene doğru başını alıp gitmekten daha harika bir şey düşünemiyordu.
İlginç bir kılıf uydurmaydı bu. “Marie-Claude’a saygı duyma” ama “ondaki ‘kadın’a saygı duy.” Ama Marie-Claude kendisi kadın olduğuna göre, onun içinde gizlenen, Franz’ın her zaman saygı duyması gereken öteki kadın kimdi peki? Platoncu bir kadın ideası mı acaba? Hayır, Franz’ın annesi. Annesindeki ‘kadın’a saygı duyduğunu söylemek aklının ucundan bile geçmezdi Franz’ın. Annesine tapardı; onun içinde gizlenen bir kadına filan değil. Annesi ve Platoncu kadınlık ideası tek ve aynı şeydi.
'Kadın' sözcüğünün onun gözünde iki cinsten birini göstermediğini çok sonra anladı; bu sözcük bir değerin ifadesiydi. Her kadın hak etmezdi kadın olarak nitelendirilmeyi.