Zaten asıl kızdığı şey İsveç polisi değildi, onları suçlamıyordu. Onu ve arkadaşlarını böyle uzak ülkelere göç etmeye zorlayan kendi devletiydi, kendi topraklarının acımasız elleriydi. O devletin tepesine yükselenler refah içinde yaşarken, aileleriyle gülerken, neyle suçlandıkları bile belli olmayan, sadece kitap okuyan insanları bu hale düşürmüşlerdi.
"Kafka'nın Dava'sını okudunuz mu?" diye sordu. "İşte öyle ... Sebepsiz bir kabus, anlamsız bir dava.
Bir sabah uyandık, suçluyduk; neden, nasıl, bilmeden."