Bu yazıyı bir inceleme olarak oluşturmadım. Olağanüstü bir gece kitabının son bölümünde bir kaç sayfasını çok beğendiğim için duvarımda durmasını istedim. okuyacak arkadaşlar varsa bu yazı aşırı spoiler içerir. :)
Keyifli okumalar.
Fakat ertesi sabah yeni güne neşeyle uyandım, içime dolup taşan şükran duygusundan hiçbir şey eksilmemişti. O gecenin üzerinden dört ay geçti ve eski donukluğum bir daha geri dönmedi, güne hâlâ sıcacık duygularla çiçeklenir gibi başlıyorum. Ait olduğum dünyanın zemininin ayaklarımın altından aniden çekildiği, bilinmezliğe yuvarlandığım, kendi içimdeki uçuruma düşerken hızın
baş döndürücülüğünün yaşamın tümünün sarhoşluğuna karıştığı o gece hissetmiş olduğum o büyülü esrime, o uçurucu heyecan geçip gitti elbette, ama o zamandan beri kendi kanımın sıcaklığını her nefes alışımda hissediyorum ve yaşamdan aldığım hazzın her gün tazelendiğini duyuyorum. Farklı hisseden, farklı hassasiyetlere sahip ve farkındalığı güçlenmiş başka bir insan haline geldiğimi biliyorum. Daha iyi bir insan olduğumu iddia edecek cesaretim yok elbette, ama daha mutlu bir insan olduğumu biliyorum, çünkü o buz gibi donuk hayatım için yeni bir anlam buldum, yaşamın kendisinden başka bir sözcükle açıklayamayacağım bir anlam. Ait olduğum kesimin normlarım ve kalıplarım boş bulduğum için artık ne kendimden ne de başkalarından utanıyorum. Onur,
suç, günah gibi kavramlar bir anda soğuk, metalsi bir tını kazandı, bunları dehşete kapılmadan telaffuz edemiyorum artık, O gece ilk kez öylesine büyülenmişçesine {hissettiğim o güçten beslenerek yaşıyorum. Beni nereye ;
sürüklediğini sorgulamıyorum: Belki başkalarının günah diye adlandırdığı bir başka uçuruma, belki de yüceliklere sürükleyecek. Bunu bilmiyorum, bilmek de istemiyorum. Çünkü sadece kendi kaderlerini bir gizem olarak