Amcası Abdülmecid Han hastalanınca Avrupa'dan bir doktor getirmişler. Doktor Padişah'ın soyunmasını istemiş, bu sırada baş tercümanda ikisinin sözlerini çeviriyormuş. Bir ara doktor, Padişah'ın avrat yerine bakıp bir şey söylemiş. ''Ne diyor?'' demiş Padişah.
''Efendim maslahat-ı şahanenizin gayet iyi durumda olduğunu söylüyor,'' deyince Padişah kükremiş; ''Söyle şu gâvura maşallah desin, çabuk maşallah desin!''
Yeni hükümet bu konuda çok hassastı. Düşüne düşüne, yeni döneminde eski dönemden farklı olmadığı, herkesin gölgesinden korktuğu yeni düzenin de muhaliflerin vahşi yöntemlerle ezdiği sonucuna vardı
Beş vakit namaz kılar, İslam'a son derece hürmet ederdi. Öte yandan da imparatorluktaki bira ve rakı fabrikalarına izin vermiş, hatta ilk genelevi açtırmakta sakınca görmemişti. Yabancı dillerden çevirisi çok artan çeviriler, alafranga saat düzenine geçmeler, kadınlara çarşafı yasaklamalar hep onun eseriydi.
Bu yüzden tahta çıkması için şart koştukları ilk meclisi kapatmak zorunda kalmıştı. Çünkü kendi meclisinde Türkler azınlıktaydı. İmparatorluğu yıkmak isteyen ne kadar millet varsa hepsinin temsilcileri meclisi doldurmuştu.
O sultan ki, bazı Müslüman ileri gelenler kendisine gidip, dedesi Sultan Mehmed'in Konstantiniyye'yi fethedişi yıldönümünün kutlanmasını önerdiğinde, ''Hayır,'' demişti, ''katiyen kabul etmem. Böyle bir fethin şenliği Müslüman tebaamı sevindirir ancak Rum tebaamı üzer.''