*öncelikle kitabı bu kadar uzun sürede okuyup bitirmemin nedeni kesinlikle kitap değil.Bu süreçte bir bebeğim oldu ve babamı kaybettim.O yüzden bende ayrı bir yerin olacak SEVGİLİ ARSIZ ÖLÜM*
Öyle bir roman ki her kişisi kahraman her biri olaylı ve her birinin kendine ait dünyaları var.Ama ev denilen o çatının altına girince dünyalar birbirine karışıyor ve öyle biri var ki herkesin dünyasını yüreğinde ve kafasında taşıyor.Tabi ki annleri Atiye.Atiye bambaşka bir karakter hatta bir tık diğerlerinden daha ön planda benim için.
Bir diğeri de Dirmit kız.Yazar bu adı çocukluk arkadaşının adı olduğu için koymuş diyorlar ve Kafkaslarda sanat tanrıçası anlamına geliyormuş.Kayseri’de yetişen bir üzüm türünün adı diyenler de var(bilmiyorum)
Biraz içeriği anlatmaya çalışacağım ama çok zor çünkü romanın her cümlesi olay.Ve dikkatinizi vermeden okuyunca bir olay kaçırıyorsunuz demek.Bu kadar az sayfaya bu kadar olay sığdırmak benim gözümde çok çok ustaca.(sen kimsin djdjdj)
Her kahramanın kendi dünyası var demiştim ya her birinin sarıldığı gerçekler de var ama aslında büyülü gerçekler işte roman bu akımla yazılmış ve çok da güzel yazılmış.Sanki masal içinde gerçek,gerçek içinde masalı yaşayıp okudum gibiydi ve büyülendim.Gerçeği de büyüsü de beni alıp götürdü karakterlerin her gittiği yere.
Atiye’yle Azrail’e kafa tuttum,vasiyetlerini okudum okudum ölemedim,çocukları için endişelendim,o güzel dualarına komik beddualarına kulak verdim güldüm eğlendim
Huvat’la koltuğumun altına yeşil kitaplar koyup gezdim durdum,her gün yeni bir adet edindim,Akçalı köyüne gittim geldim
Dirmit kızla türlü oyunlar oynadım,tulumbaya seslendim,cinlendim,komünist nedir merak ettim,şehre gittim köyümü düşledim,kara sivilceli oğlana aşık oldum,annemden türlü öğütler işitp,abilerimden türlü dayaklar