Hepi topu bu! Sevinçler, şaşkınlıklar, maceralar endişe ve meraklarla dolu, düşe kalka geçen bir ömürden kalanlar bunlar. Islak bir tümsek, çalakalem isim karalanmış bir tahta ve biraz sonra kesilecek olan dua. Sonrası boşluk, ebedi yalnızlık, tabiatın koynunda savunmasızca eriyip kayboluş ve mutlak hiçlik.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nefret bile unutuluyor ama kırgınlık hiç unutulmuyordu işte. Samim'in bütün hayatı babasıyla ilgiliydi, babasına dairdi. Varoluşunun en gizli kuytularına bile babasının varlığı ya da yokluğu sinmiş, onu ağacı kemiren kurtlar gibi içten içe yemiş, olduğu adam yapmıştı.
Çünkü Salih Bey'in evde bulunması nereye düşeceği bilinmeyen bir yıldırımla eşdeğerdi. Her an odasından öfkeyle çıkabilir, sudan bir sebeple birine sarıp evdeki bütün huzuru sakız gibi çiğneyip bir kenara tükürebilirdi. O yüzden evde tımbırdayan bir ud sesi, her zaman kasvet, korku ve endişeyle birlikte dalgalanırdı. Oysa şimdi Müge'nin dileği gerçek olmuş sayılırdı. Babası, bedenen değilse de ruhen ölmüştü ve neyse ki bu başına çocukluğunda gelmemişti. Üstelik çocuğu da vardı artık. Kahroldukça onunla oyalanabilirdi.
"Senden nefret ediyorum, çünkü sen zorbalığınla, evde kurmak uğruna evin insanlarını gözden çıkardığın iktidarınla, anneme, kardeşlerime, hepimize reva gördüğün fiziki, asabi ve ruhi şiddetle, bizi uzak tutmaya çalıştığın gizemli, dokunulmaz, boktan meslek hayatınla tüm çocukluğumuzu, gençliğimizi mahvettin. Senin hayatımıza verdiğin hasarı iyileştirebilmek için seninle geçirdiğimiz kadar yılı senden uzakta geçirmek zorunda kaldık ve yine de çoğunlukla iyileşemedik. "