"Ne güzel şehir değil mi ama? Havasında, rüzgârında öyle bir şey var ki insanın derdini bir solukta siler götürür, âlemdeki güzellikleri ona hatırlatır. Ne düşünüyorum biliyor musun? Bu şehrin ruhunu ne yapsan öldüremezsin. Yaksan da, yıksan da, insanlarını kovup yerine başkalarını koysan da bak o özgür, o şen ruh hep gelir seni bulur! Sence de öyle değil mi?"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Insan hayatı sırasında ölümü bir kereliğine tecrübe edebilse, bir daha asla dünyadaki günlerini ölüm korkusuyla harcamazdı.
Hayat rüyaydı, hakikate ara verdiğimiz kısa bir tatil...
Ölüm ise tek gerçek.
Hilmi Rahmi'nin etrafında gördüğü musibet, şeytanın vücuda gelmiş hali olmalıydı. Demek insan inançtan, vicdan-dan yoksun kalıp, kendinden ve Allah'tan koptuğunda bu hale geliyor; zincirlerinden boşalmış bir canavara, şehvet, hırs, öfke ve zulmün esiri aşağılık bir yaratığa dönüşüyordu.
"Hâşa” diye içinden geçirdi Çingene Mimiko. "Dışarıdan gelenlere inanmak yok artık. Al bak hepsi çekip gittiler, vatanımızda kalan bizler de şimdi hain sayılıyoruz."