"Rıza lazım, Gülsüm. Annenin bu işe razı olması lazım. Doğurmak yetmiyor anne olmaya. Doğurunca öyle hemen anne ilan ediyorlar ya seni, keşke öyle kolay olsa. Anneyle çocuğun gönül bağı, doğurunca kendiliğinden bağlansa keşke. Olmuyor ki öyle. Dedin ya az önce, aynı şey, bazı şey- leri feda etmen lazım. Yer açman lazım. Teslim olman lazım. Ben teslim olamadım. Ben Elife yer açamadım. Ben kızıma annelik yapamadım. Gelmedi içimden. Ben o anneler- den olamadım."
Çocuklar sağlam bir zemin arıyordu büyümek için. Dünyanın tekinsiz halleri karşısında yanlarında durunca kendilerini emin ellerde hissettikleri birini. Onları bırakmayacak, onlara "Merak etme, ben buradayım" diyecek biri. Gönül- süz ebeveynlik bir çocuğun başına gelebilecek en fena şeydi. Ben Elifin talihsizliğiydim. Mehmet ise onun başına gelmiş en güzel şeydi.
Kış kapıdaydı. Günler sadece kısalmıyor, insanın sırtına artık dar gelen bir hırka gibi küçülüyordu da sanki. Yüzümü azıcık güneşe dönmeden, kendimi denizin geniş kollarına bir kez olsun bırakmadan, suratsız Kasım'a, mendebur Aralık'a dayanacak gücüm yoktu.
1 günde bitirdim. Çok akıcı ve güzel bir dili var. Keyifle okudum yaşadığımız toplumun ikiyüzlülüğünü çok güzel bir hikaye üzerinden anlatmış. Sonunda bir " iyi yaptın kız" dedirtiyor
Kuru KızAyfer Tunç · Can Yayınları · 20237,9bin okunma