Zaten genel olarak insanın kokusu da umurunda değildi. İnsan kokusunu, yerine geçecek maddeler kullanarak da yeterince taklit edebiliyordu. Onun istediği, belirli insanların kokusuydu: o çok seyrek olan, aşk uyandıraninsanların kokusu. Böyleleriydi onun kurbanları.
Bugüne kadar hep, büzülüp uzaklaşması gereken şeyin genel olarak dünya olduğunu sanmıştı. Oysa dünya değildi, insanlardı. Öyle görünüyordu ki dünyada, insanları boşalmış bir dünyada pekâlâ yaşanabilirdi.
On iki yaşına geldiğinde Grimal ona yarım pazar gününü tatil verdi, hatta on üçünde her işgünü akşam paydosundan sonra bir saat çıkıp istediğini yapmasına izin verdi. Zaferi kazanmıştı Grenouille, çünkü yaşıyordu, hem hayatını sürdürmesi için gereken küçük bir miktar
özgürlüğe de kavuşmuştu. Kışlama zamanı bitmişti. Kene Grenouille kıpırdamaya başlıyordu. Ufukta bir umudun kokusunu almıştı. Canı ava çıkmak istiyordu. Dünyanın en büyük av yatağı açılmıştı önüne: Paris şehri.