Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu sonbaharda beyaz bir karga peyda oldu. Diğerlerinin hep bir parça gerisinden uçuyor ve yoldaşlarının uzak durdüğu bir ağaca tek başına konuyor. Diğer kargaların onu neden sevmediklerini anlayamıyorum. Benim için o fevkalade güzel bir kuş. fakat türdeşlerinin gözünde gudubet oluşu değişmiyor. Onu tek başına kendi ladin ağacına tünemiş, çayıra bakarken görüyorum, var olmaması gereken kederli bir ucube, beyaz bir karga. Büyük kuş sürüsü havalanıp gidene kadar tüneyip kalıyor, sonra ona biraz yem götürüyorum. Ona yaklaşabileceğim kadar uysal. Bazen beni gelirken görünce bile yere hopluyor. Niçin dışlandığını bilemez, başka türlü bir yaşamı bilmiyor. Hep dışlanmış olacak ve hep o kadar yalnızlık hissedecek ki insanlardan siyah kardeşlerine göre daha az korkacak. Belki ondan o kadar çok tiksiniyorlardır ki onu gagalarıyla parçalayıp öldürmek bile içlerinden gelmiyordur. Her gün beyaz kargayı bekliyor ve onu kendime çekmeye çalışıyorum, kızıla çalan gözleriyle bana dikkatle bakıyor. Onun için ancak çok az şey yapabilirim. Yemek artıklarım belki uzatılmaması gereken bir yaşamı uzatıyor. Ama beyaz karganın yaşamasını istiyorum, bazen de ormanda ikinci bir beyaz karganın olduğunu ve ikisinin birbirini bulacağını hayal ediyorum. Buna inanmıyorum, yalnızca bunu çok arzu ediyorum.
Hayvanlara acıyorum, insanlara da acıyorum, çünkü kendilerine sorulmaksızın bu yaşamın içine fırlatılıyorlar. Belki insanlar daha acınacak durumdadır, çünkü olayların doğal akışına karşı koyabilmeye yetecek kadar akla sahipler. Bu onları kötücül, çaresiz ve pek az sevecen hale getirmiş. Hem de başka biçimde yaşamak mümkünken. Sevgiden daha akla uygun bir duygu yok. Sevgi, seven ve sevilen için yaşamı daha katlanılır kılıyor. Ama bunun tek imkânımız, daha iyi bir yaşam için tek umudumuz olduğunu zamanında fark etmemiz gerekirdi. Sonsuz bir ölüler ordusu uğruna insanım biricik imkanı sonsuza dek heba edildi. Sürekli bunları düşünmek zorunda kalıyorum. Niçin yanlış yola girmek zorunda kaldığımızı anlayamıyorum. Sadece artık çok geç olduğunu biliyorum.
Ancak yavaşladığımdan beri etrafımdaki orman canlandı. Bunun tek yaşama biçimi olduğunu söylemek istemiyorum, ama benim için bu kuşkusuz en uygun olanı. Ayrıca bunu keşfedene kadar ne çok şeyin başımdan geçmesi gerekiyordu. Eskiden hep bir yerlere doğru hareket halindeydim, hep büyük bir telaş içinde ve çılgın bir sabırsızlıkla doluydum, çünkü vardığım her yerde önce uzunca bir süre beklemem gerekiyordu. Bütün o yolu ağır ağır da gidebilirdim. Kendi durumumun ve yaşadığımız dünyanın durumunun bazen bütün açıklığıyla farkına varıyordum, ama bu huzursuz edici yaşamı bırakıp kaçabilecek biri değildim.