Cumhuriyet ilan olunduğunda halifelik makamına dokunulmaya cesaret edilemedi. Çünkü halifelik makamı Allah'ın yeryüzündeki gölgesi demekti. Bu defa Halife Hazretleri'nin kendiliğinden çekileceği söylentisi çıktı. Bunun üzerine saray "inkılaba" karşı olmadığı açıklamasını yaptı. Bu bitti, Mustafa Kemal'in halifeliği kaldırmasından değil, üzerine almasından endişe edenler çıktı, ki bundan söz ettim.
"Günün birinde tekkemi elimden alacak. Kellemi alsa iyiydi, diyeceğim ama buna rağmen onu ve bunu ve üzerine hanedanlığın, halifeliğin gölgesi düşmeyen bir Cumhuriyet'i savunuyorum."
"Bu yüzden Mustafa Kemal tekkemizi kapatırsa hiç şaşmam çünkü din alimlerine güvenmemekte haksız sayılmayabilir. İstanbul'un bütün maymunlarını astıran, onun Cumhuriyet'ini de yıkıp yakabilir. Bu yüzden hepimizi astırmalı ki kurtulsun. Biz de Cumhuriyet'in maymunlarıyız senin anlayacağın ve belki öyle olmamız gerekir. Bu topraklarda dindarlık payandasına yaslanıp iktidar olanlar, güzel, iyi, medeni, kadına ve çocuğa pek tabii gelen hiçbir şeyi istemezler. Hep gece olsun ve gün doğmasın, derler. Kendileri sapkın ve acı verici şeyler yaparlar ama başkalarının masumca mutluluğunu kıskanır, hayatı onlara zindan ederler."
..... zaten Müslümanlar ne yapacaklarsa cuma namazı sonrası yaparlar, bir yeri mi yakacaklar, cumayı kılarlar, karının tekini mi taşlayacaklar, cuma namazını beklerler, asacaklar mı, kesecekler mi, ne yapacaklarsa yapacaklar, cuma namazını kılar, sonra icabına bakarlar...