"Hiç bilmesen de şu berbat hayatının en mutlu anını çoktan yaşamış olabilirsin ve geleceğinde hastalık ve acılardan başka bir şey olmayabilir.”
Mike Leigh'in 1993 yapımı "Naked" filmi, Johnny karakteri üzerinden modern toplumdaki yabancılaşma, nihilizm, varoluşsal kriz, toplumsal yapının anlamsızlığını ve insan ilişkilerindeki yüzeyselliği gibi konuları işliyor. Film, hem hipnotik bir karakter incelemesi, hem de toplumsal çürümenin ve varoluşsal huzursuzluğun kasvetli bir portresi.
Johnny, Manchester'dan Londra'ya kaçan, son derece zeki, alaycı, nihilist bir karakterdir. Sosyal normları reddeden, sürekli dolaşan ve karşılaştığı insanlara varoluşsal sorular soran bir "Flâneur" (aylak gezgin) profili çiziyor.
Johnny'nin evsiz ve işsiz olması, sınıf çatışmalarının ve ekonomik adaletsizliğin bir yansıması olarak görülür. Johnny, dünyayı kurtarmak için değil, kendini ondan korumak için sistemlere -kapitalizme, yabancılaşmaya, insan doğasına- öfkeleniyor. Evet, acımasız ama aynı zamanda derinden yaralı. Nefretin altında yalnızlık var. Zekanın altında ise bitkinlik.
Johnny, uzun ve huzursuz bir gece boyunca şehir sokaklarında dolaşır, ara sokaklarda, kafelerde ve terk edilmiş ofislerde yabancılarla karşılaşır ve kara mizah, kıyamet vizyonları ve keskin toplumsal eleştirileri harmanlayan hızlı monologlar kurar. Konuşmaları, felsefi derinlik ile aşmış bir alaycılık arasında gidip gelir ve tanıştığı kişileri huzursuz, büyülenmiş veya incinmiş bırakır. İster yalnız bir gece bekçisiyle, ister sokaktaki yabancılarla, ister serserilerle olsun, karşılaşmaları kopukluk, şiddet ve umutsuzlukla damgalanmış bir toplumu gözler önüne serer. Johnny'nin karşılaşmaları aracılığıyla kayıtsız bir dünyada acının karmaşıklığını ve anlam mücadelesini gün yüzüne çıkarıyor. Johnny’nin sıkça