OF.
Ulysses ile benzedikleri söylenmiş, iki sene evvel Adil Han'dan alıp hala okumadım kendisini, üzerine çok okudum ve izledim ama. Aralarında Joyce bulunmasa bile Sterne, Proust, Woolf, Pinget, Simon, Pamuk, Yusuf Atılgan bulunan, şuur akışı ve nouveau roman yazarlarına hususi bir kısımım var. O kısıma dayanarak, -bilhassa Tristram'ı düşünerek- diyorum ki Seksek Ulysses'ten ziyade Niteliksiz Adam'a benziyor. Aradaki o nüansın Ulysses ile Tristram'ı, Seksek ile Niteliksiz Adam'ı yan yana koyduğu görülebilir sanıyorum.
Şimdi, şu bir ay denebilecek (belki Yerdeniz Öyküleri'ni, Vergilius'un Ölümü'nü yahut Kralkatili'ni tekrar baştan sona okusaydım bu kadar zul gelmeyecek olan) uzuuun sürenin son bir haftası boyunca düşündüğüm şey 131. bölümdü; 131. bölümü, araya 58'i soktuktan sonra tekrar okumak ve kapağı kapatıp bir oraya bir buraya atlatamadan huzurla sigaramı içmekti. Bu düşünce geldikten sonra kitabın bana daha fazla bir şey vermeyeceğini anladım. Alıntılarımı yapıp kendisini iki sene sonra tekrar okunmak üzere rafa kaldırdım.
Tekrar okunması gerekiyor, bu kesin. Her kitap gibi, Cortazar'ın "sıradan okur" dediği kişi olup, birbirini takip eden bölümleri okuyacağım. Ve o okumamda dilerim ki La Maga'nın oğlunun ne ara gittiğini ve Oliveira'nın ne ara Talita'larla yaşamaya başladığını fark edebilirim, okuduklarımın neredeyse yarısı kopuk, bölük, bağıntısız.
Şunu da eklemek isterim: Horacio, Ulrich, Alain (dolayısıyla Oslo 31 Anders da), Tomas (Kundera), Johnny (Naked,1993) ve birkaç kitap/film karakteri daha... Benziyorlar. Lakayıtlıkları, kadını aşkı sevdikleri için sevişleri ama aşkı da salt, istençli duygudan ziyade (bazılarının) kaçınılması mümkün olmayan zorunlu his olarak görmeleri, rahat batması ama eğlenmeyi de sevmeleri, ama eğlenirken oradaki diğer kişilere