mahi

mahi
@namelesslili
birisiyim
Bizim Coğrafyamızın Hikayeleri Bunlar
7/10
·551 syf.··
2026 1. kitabı
·
39 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 00:00
Ayla'nın annesi agarafobi hastasıdır. Bu hastalık sebebiyle on sene boyunca kızını evde tutar ve dışarı çıkmasına izin vermez. On senenin ardından Ayla artık daha fazla dayanamaz ve evden kaçar. Çocukluğunun geçtiği Aynar isimli şehre döner ama şehir çok değişmiştir. Ayla şehri hatırlamaya çalışırken bekçilerden gizlenmek için bir bahçeye girer ve bu bahçe Kamer'e aittir. Ayla yakalanmamak için kimliğini gizlemek zorundadır, kalacak bir yere ve işe ihtiyacı vardır. Kamer ona pansiyonunda çalışmayı teklif eder. Yıldızlı Bulvar'da bulunan Anemon Pansiyon, intihar etme riski bulunan, melankolik ve depresif insanlara hizmet vermektedir. Ayla bu pansiyonda refakatçi olarak çalışmaya başlar. İlk misafir Sarya üzerinden kadın olmanın bedeli çok güzel anlatılmış. Özellikle Sekiz Parça Kadın eseri harika bir metafor. İkinci misafir üstünden taşrada sanatçı olmanın zorluğunu, üçüncü misafir Bay K savaş sonrası bunalımı anlatmış yazar. Bay K'ye çok içten üzüldüm. Dördüncü misafir Erdem'se Cumartesi Annelerini çağrıştırdı bana. Babası gözaltında kaybedilmiş, annesi uzun süreler onu aramış ama bulamadan ölmüş. Erdem üstünden bir yakının kaybıyla yaşamayı ve yas tutmayı anlatmış. Son misafir Sümeyra'ysa beni yine en çok etkileyen misafirlerden birisi. Ablası engelli bir birey, Sümeyra'ysa ikinci ve sağlam çocuk. İlgi görememenin, kendine ait olamamanın ve arka planda kalmanın nasıl hissettiğini güzel metaforlarla anlatmış. Misafirlerin hepsi sanki bizim insanımız ve sorunları da bizim coğrafyamızın sorunları. Kitap boyunca misafirleri, Kamer'in hikayesini ve Ayla'nın bunlarla ilişkisini okuyoruz. Her misafirin bir noktada Ayla ve Kamer'le parallellik göstermesi, benzer yara ve travmalara farklı hayatlardan bakmamızı sağlamış. Yazarın yerel bir dili var, çeviri kitap okuyormuş
Edebiyat
Anemon PansiyonD. B. · Patara Kitap · 20252 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
En iyi Türk Fantastik Serisi mi?
5/10
·672 syf.··
2025 1. kitabı
Türkiye'nin en çok okunan fantastik serilerinden birisinin ilk kitabı. Fantastik okumaya başlayanlar için bir giriş serisi olabilir. Genel eleştirilerim; Akıcıydı, karakterler genel olarak iyi işlenmişti. Ama ben ne anlatıldığından çok nasıl anlatıldığına kafa takan birisi olarak kitabı okurken çok rahatsız oldum. Sanki ingilizceden çevrilmiş gibi yazılmıştı ama yazarın türk olduğuna ve kitabın türkçe yazıldığına eminim. Editör sanki kitaba hiç dokunmamış gibiydi (Biraz kitap okuyan birisi net görür bunu). Çok bariz ve basit yazım hataları(zulüm etti gibi) , eksik cümle yapıları, bir sayfada aynı bağlacı en az beş kere kullanma, kelimeleri amacına uygun kullanmama gibi ciddi sorunlar vardı. Oluşturulan dünya idare ederdi ama yazılma şekli ve editörün işlevsizliği kitabı en az üç sıfır geriye atmıştı. Kullanılan dilin özenli ve yapısına uygun kullanılmasını önemseyen birisi için okuması eziyete dönüşüyor bir süre sonra. Betimlemeler eksikti, birçok canlıyı ve mekanı kafamda canlandıramadım, üstünkörü yazılmıştı. Yazarın hangi tür kitaplar okuduğu net anlaşılıyordu. Yazar yarattığı evrene karşı tarafsız kalamamış, Nova'ya ait çoğu düşüncenin kendisine ait olduğuna "bahse varım." Yani bir anlatıcıdan fazlası olmuş. İdeolojik ve düşünce yapısını çok net anlamak mümkün. Diğer karakterlerin kendi fikirleri varken Nova yazarın bir parçası gibi sanki. Karakterin düşüncesiyle kendi düşüncelerini ayıramamış. Bu da zaten kahraman bakış açısıyla yazmanın bir handikapi. Fantastik evrenlerde ciddiyet sevdiğim için cringe olduğum birçok sahne vardı. Kitabın Kahraman bakışaçısıyla yazılmış olması da ciddi bir sorun. Bu evren ve kurgu kesinlikle İlahi bakış açısı isterdi. En zevkli bölümlerde ilahi-bakış açısıyla yazılan kısımlardı. Çünkü Nova'nın bakış açısı beni çok sıktı. Sürekli
Lordlar ve VarislerN. G. Kabal · Martı Yayınları · 202210,3bin okunma
Ay Çiçeği Karnavalı
Puan vermedi
Kitap hakkında diyebileceğim en net şey bana bir Türk yazar değil de yabancı bir yazar tarafından yazılmış da sonradan çevrilmiş hissi vermesiydi. Sanki bir gün herhangi bir yabancı dile çevrilir kaygısıyla Türkçe'den kopuk bir dille yazılmıştı. Okurken bu kopukluk beni rahatsız etti. Yazarın genel olarak diğer kitaplarında da böyle. Olabilir mi? Elbette olabilir fakat isimler Türkçe olunca yazım dilinin, seçilen kelimelerin ve tepkilerin de daha Türkçe olmasını bekliyor insan. Konusu itibariyle de beni çok sarmadı. İlk iki yüz sayfası inanılmaz monotondu. İkizler belli olaylar sonucunda yer değiştiriyorlardı. Klonlanmadıkları sürece ikiz diye iki insanın birbirinden ayırt edilememesi mümkün değil, bence. Wattpad kitabı havası çok baskın ama haksızlık etmek istemem. Amatörce veya katlanılamaz değildi. Belli bir birikim olduğu açık. Şimdiki kurgularıyla karşılaştırılınca henüz yazım dili oturmadan evvel yazdığı da açık. Okuma serüveninde belli bir noktaya gelmiş okurlar için basit kalabilir. Okumaya yeni başlamış veya okuma alışkanlığı edinmek isteyenlerin okumasını tavsiye edebilirim. Karşılaştırmak istemem ama bir Sabahattin Ali, Stefan Zweig, Ahmet Ümit veya yazım dili oturmuş, yazdığı kültürü benimsemiş, çevrilir kaygısı olmadan kendi dilinde rahatça yazabilen yazarlar okuduktan sonra bu tür Gençlik Edebiyatı okumak zor gelebiliyor. Küçümsediğimi veya aşağıladığımı düşünüyorsanız düşünmeyin lütfen. Bu bir eleştiridir. Umarım yazar kendini geliştirmeye ve gençlere hitap etmeye devam eder. Umarım hedeflediği yere ulaşır.
Edebiyat
02:02 Ayçiçeği KarnavalıN. G. Kabal · Ephesus Yayınları · 20205,6bin okunma