“Oğlum, sen ailemize leke sürecek bir şey yapmadın. Yüz kızartıcı bir suç işlemedin. Fikir suçu diye bir şey varsa, ki bence olmamalı, seni ondan aldılar. Maalesef bizim memleketimiz böyledir. Kaç nesildir bu topraklarda düşünen, yazan, çizen insanlar hapishanelerde çürür. Çok üzgünüm ama bunu da söylemek istedim. Üzülme. Bu karanlık günler geçer.
Sen kendini güçlü tut.”
İnsanlar, kendilerini iyileştirecek kişilerin sağlıklı olması gerektiğini düşünürler ve haksız da sayılmazlar. Kendi derdine derman olamayan bir doktora nasıl güvenebilirsin ki?
Dostumun kendine özgü yeteneklerinin sergilendiği, çoğu zaman seyirci kaldığımız, ama bazen de oyuncu olarak rol aldığımız bu kısa hikâyeleri yazarken, başarısızlıklarından çok, başarılarını seçmiş olmamdan daha doğal bir şey olamaz.