Nacizane Tavsiye Ettiğim Kitaplar...
rahmetli mustafa necati sepetçioğlu'nun şu kitapları: dünki türkiye serisi'nin 12 kitabı 1- kilit 2- anahtar 3- kapı 4- konak 5- çatı 6- üçler yediler kırklar 7- bu atlı geçide gider 8- geçitteki ülke 9- darağacı 10- ebemkuşağı 11- sabır 12- gece vaktinde gündönümü sabır ağacı serisi: 1- sahibini arayan toprak 2- zaman toprak ve sahibi 3- zaman yürüyüşü 4- zaman bir dar kapıda 5- zaman sarkacı 6- zaman yok 7- zaman dönümü 8- zaman uyanışı yesili hoca ahmed serisi: 1- sesler ve ışıklar 2- hurmalığın ak doğanı 3- aydınlığın mührü
1000Kitap
Gelincik günü...
Akşamüstü kızıllığı ele geçirirken gökyüzünü, uzaklardan gelen bir rüzgâr, buğday başaklarıyla dans eder gibi oynuyordu son oyununu. Çok yağmur taşımış yorulmuştu bu sene. Bulutlardan hayaller birleştiriyordum, uçsuz bucaksız köyler kuruyordum kafamda. Karacadağ’ın hemen tepesinde, dağdan sıyrılmış maviliğiyle dolunayı gördüm o anda. Mavi bir aydı bu! İki, üç yılda bir gelirdi köye. Bu gece yine o masal var demekti bu! Keçileri hemen toparlayıp dedeme, köydeki adıyla Apê İsmet'e yetişmeliydim. Tüm köy dedemin evinde toplanacak masal dinlemeye geleceklerdi. En önde hemen dedemin yanında yer bulmalıydım. Ayda bir dedemde toplanır masallar dinlerdi tüm köy. Dolunay gecelerinde, dedemin evi diğer gecelere göre daha aydınlık olurdu. Yaşlılar ve çocuklar dama dizilir, kadınlar avluda otururdu. Dengbejler gelir, gece boyunca uzun uzun acılarını paylaştırırdı herkese. Herkes kendi payı kadar acısını alır geri dönerdi evine. Keçi çobanı olmamı da dedem istemişti. Keçi çobanı flütü yapmıştı bana hemen evin önündeki dut ağacının dalından. İyi üflüyor, keçileri sakinleştirir bu çocuk diyerek kandırmış babamı. Keçilerle olan anılarım biraz fazladır benim bunları size anlatmaya kalkarsam dedemin masalına yetişemeyebilirim. Bu yüzden keçileri köpeğim Tomi ile hemen toplayıp evin yolunu tuttuk hep beraber. Damın her tarafına gaz lambaları, lüküsler yerleştirilmiş, en güzel kıyafetlerini kuşanmış kadınlar avluya baharı taşımıştı. Damda ise köyün önde gelen adamları bayramlık şalvarlarını miğfer edasıyla kuşanmış, tütün kutularını sabahtan doldurmuştu. Bu gece çok derindi, tıpkı tarih gibi. ‘’Gelincik günü’’ masalını anlatacaktı, çünkü bana söz vermişti, mavi ay çıkınca onu anlatacaktı. Dedem hep sözünü tutardı ve bana ''Sen yerde kala ama sözün yerde kalmasın'' derdi. Herkes
Reklam
Hayde sabah horonuna :)
Evi süpur toz eyleme gelin oyy Nişanlune söz eyleme gelin oyy Nar tanesi, nur tanesi gelin oyy Gelinlerun bir tanesi gelin oyy
Alıntı
Nartanesinin Hikâyesi;
Çok eski zamanlardan birinde birbirini çok seven bir çift varmış. Geçimlerini çiftçilik ile gerçekleştirirlermiş. Gel zaman git zaman bu çiftin bebeği olmuş. Kadın hamileyken çok fazla nar aşerdiği için doğan kızlarının adını Nartanesi koymuşlar. Hikayenin devamında Nartanesi daha iki yaşına gelmeden sevgili anneciği yakalandığı kötü bir hastalığın pençesinden kurtulamadığı için ölmüş. Çok geçmemiş ki Nartanesi'nin annesini toprağa vermişler. Artık sadece babası varmış hayatında. Aradan koca bir kaç yıl geçmiş. Nartanesi büyüyüp dilere destan güzelliğe sahip olmuş. Babasıyla her gün tarlaya gider ekin ekermiş. Ne var ki hayatları bu düzende çok uzun süre devam edememiş. Çünkü babası tekrar evlenmeye karar vermiş. Hatta evleneceği kişiyi bulmuş bile. Civar köylerden birinde yaşayan kocasını beş sene önce kaybetmiş dul bir kadınmış bu. Kadının da Nartanesi ile yaşıt bir kızı varmış. Hikaye buya düğün dernek taşınma işleri kısa bir zamanda gerçekleşip bitmiş. Nartanesi, babasının evlenmesine ilk başlarda çok sevinsede sonradan üzüntü sarmaya başlamış dört bir yanını. Üvey annesi onu babasının olmadığı yerde dövüyor, kızıyor, kırıyormuş. Üstelik kendi kızı Nartanesi kadar güzel değil diye ondan nefret ediyormuş. Nartanesi'ni civarın en delikanlıları, zenginleri, yakışıklıları istiyormuş. Kendi kızının kısmetini kapattığını düşünüyormuş Nartanesi'nin. Birde babasının, ben kızımı kimselerle vermem o hep benim yanımda olacak demeleri yok muydu? Resmen çıldırtıyormuş bu sözler kötü kalpli kadını. Günlerden bir gün, sıcak yaz gününde Nartanesi tarladan yorgun argın eve gelmiş. Babası erzak almak için eve geç gelecekmiş. Nartanesi, üvey annem kızmadan evi temizler, yemek yapar, sonrada dinlenirim diye düşünürken, kapıda karşılamış onu üvey annesi. Elinde koca bir bardak
Gözyaşıyla Bayram
Bir kan gölü Ortadoğu, her yer ateş, her yer nar, İran’da vaveyla var, Gazze’de kanlı bahar. Lübnan’ın bağında değil, göğsünde yara bağrı, Müslüman’ın evi kül, yıkılmış hep çağrı. Kiminin başı duman, kimisi ortasında, Ateş çemberi sarmış, yok hiç bir kurtarma. Ama en zalim yangın, çocukların kalbinde, Kimi toprak altında, kimi bir taş dibinde. Yetim kalmış gözlerde, öksüz kalmış dualar, Anne kucağı hasret, babasız sabahlar. Kim bilir kaç masumun rüyasına kan doldu, Kaçının bayram sabahı acı haberle soldu. Bir yanda Müslümanlar, dağınık, bitap, aciz, Bir yanda zalim güruh, planında çok haşin. Kimi ateşe odun, kimi zalime sermaye, Kardeşlik sadece dilde, yürekte yok bir paye. Bayram gelmiş kapıya, kimin yüzü gülecek? Kimin başı secdede, kimin canı bitecek? Zalim gövde gösterir, şeytan iş başında, Mazlum düşmüş peşine, şaşkın yoldaşında. Allah’ım ertelersin, biliriz adaleti, Her zulmün bir hesabı, her günahın dibi var. Ama insanız işte, gözümüzle görmek ister, Zalimin zilletini, yerde biten server var.
Şiir
NECİP FAZIL’A AİT OLMAYAN SÖZLER 1- Örtüsüz kadın perdesiz eve benzer, perdesiz ev de ya satılıktır, ya kiralık... 2- Armut deyip geçmeyin, onun ilk hecesi çoğu kişide yoktur! 3- İnsanın sevdiğini kaybetmesi, dişini kaybetmesi kadar ilginçtir. Acısını o an yaşar, yokluğunu ömür boyu. 4- İnsan sevme hissini israf etmemeli. Kim ne kadar sevilmeye layıksa onu o kadar sevmeli. 5- Hayatın çilesine tahammül gerek Değil mi ki sefâ ile cefâ müşterek? Sizce ağlamak için gözyaşı mı gerek? Bazen dertliler de ağlar, ama gülerek... 6- Gökler ağlıyor biz ağlamışız çok mu? Bize yobaz diyorlar haberin yok mu? Her ne derse desinler, Allah için yobaz olmuşuz çok mu? 7- Yar olmaz servetinin sana bir tek kuruşu, Secde yoksa bekleme, kabirde kurtuluşu (Cengiz Numanoğlu'na aittir) 8- Benim ayağımın altı da müsait başımın üstü de.. Nerde duracağını kendin belirle. 9- Dünya güzel olsaydı doğarken ağlamazdık.. Yaşarken temiz kalsaydık ölünce yıkanmazdık. 10- Yüz daha versen, yüz uman yüzler bilirim. Yokuşlara kardeş olan düzler bilirim. Dünya öküzün üstünde derler; Ama dünyanın üstünde nice öküzler bilirim!..
Alıntı
Reklam
Reklam