Puan vermedi·466 syf.·
2026 306. kitabı
"Savaşların ve devrimin gölgesinde yeşeren, sürgün bir aşk hikâyesi... “Rusya’yı çürüyen bir nar gibi düşünmüşümdür hep. Kokuşmuş içini saklayan, dıştan kırmızı ve nefis; ama ikiye bölünce, çekirdekleri ve taneleri kapkara, iğrenç, önüne saçılır. Rusya bana narı hatırlatıyor. Romanovlar’ın Son Evi , tarihi gerçeklerle kurguyu harmanlayarak bir devrin kapanışını bir karakterin kişisel trajedisi üzerinden ele alır. "Son Evi, Rus İmparatorluğu’nun çöküş sürecini ustalıkla işlerken yirminci yüzyılı sarsan büyük toplumsal değişimler karşısında hayatın, duyguların, yuva özleminin ve aşkın etkileyici bir portresini sunuyor. Çağdaş İrlanda edebiyatının en önemli kalemlerinden biri olan Boyne, incelikle kurguladığı bu tarihsel romanında, Çarlık Rusya’sının adım adım çözülüşünü ve 1917 Ekim Devrimi’nin ertesinde yaşanan göç ve sürgünlük sürecini, Georgi ile ömürlük aşkı gizemli Zoya’nın mücadeleyle örülü yaşantıları üzerinden anlatıyor. Efsanevi Rasputin, Grandüşes Anastasya, Kanlı Nikolay ve Romanovlar’ın efsanevi dünyasında yer edinmiş pek çok başka tarihî kişiliği yeniden bir araya getiren kitap, heyecan uyandırıcı anlatısıyla son yılların en dokunaklı ve en sürükleyici tarihsel romanlarından biri. Rusya’nın ücra bir köyünde yaşayan yoksul bir çiftçinin oğlu olan 17 yaşındaki Georgi Daniiloviç Jahmenev, üç asırdır Rusya’yı yöneten Romanov hanedanının bir üyesine yönelik suikastı engeller ve bu kahramanca davranışı karşılığında kendini bir anda bütün ihtişamıyla Kışlık Saray’da, çar ve ailesinin hizmetinde buluverir.. "Yıl 1915’tir, Rusya ve Avrupa’nın diğer büyük güçleri savaş hâlindedir. Rusya’daki yoksul halk ise iktidarı istemektedir. Romanov hanedanı çöküşe çok yakındır ve Jahmenev bütün bu trajediye bizzat tanıklık edecektir. Gerçek olaylardan ve karakterlerden esinlenen özgün
Edebiyat - Roman - Tarih
Romanovlar’ın Son EviJohn Boyne · Delidolu · 2019247 okunma
Puan vermedi
Yirmi üç öykü, yirmi üç ayrı hayat… Ve her birinde ortak olan duygu; burukluk. Okuduğum öykülerde neredeyse herkes bir şeyini kaybetmiş gibi. Kimisi bir ev, kimisi bir kardeş, kimisi bir çocukluk; kimisi gururunu, kimisi sesini… "Neriman Teyze" 'de Selvi’nin yazacağı yeni kitabı için farklı bir mekân arayışı, Neriman Teyze’nin huzurevine yerleştirilmesine ramak kala kurtuluşu ve aynı evi paylaşmanın iki taraf için de bir umut oluşu… "İyi misin?" 'de Didem’in küçük şeylerle kurduğu mutlulukla, Ceren’in küçük şeylerle mutlu olamayışı arasındaki uçurumun bıraktığı o derin his… “Soluk Sarı” 'da morgun çelik soğuğunda sonsuza dek ayrılan ikizlerin soluksuz kalma hikâyesi… "Sil Baştan" 'da Alzheimer teşhisiyle geriye doğru savrulan matematik öğretmeni annesini hayata bağlamak için uğraşan bir kadının hiķâyesi ve ona matematiği sil baştan öğretme çabasını ki bu öykü beni çok duygulandırdı. Öykülerde hoşuma giden yanlardan biri de yazarın yalnızca insanları değil, eşyaları ve hayvanları da konuşturması oldu. Siz ancak bunu hikâyenin sonunda fark ediyorsunuz. Beni en çok etkileyen öyküler “İyi misin?”, “Soluk Sarı”, “Nar Sonatı”, “Sil Baştan”, “Karanlığın Elleri” ve “Ben Çözdüm” oldu. Öykülerin içeriğine genel olarak bakınca görüyorum ki aslında birbirimizin acılarına hiç de yabancı değiliz. Yaralarımız sandığımızdan çok daha ortak. Oysa Hiç Karşılaşmamıştık Mine Ölce
Edebiyat
Oysa Hiç KarşılaşmamıştıkMine Ölce · Potkal Kitap Yayınları · 202540 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·32 syf.··
2026 34. kitabı
Bilgelik Evi (Beytü’l Hikme) #okudumbitti Beni beklediğimden daha fazla etkiledi. Okurken sadece “tarihten bir kesit” değil, bilginin nasıl doğduğunu, büyüdüğünü ve bazen acımasızca susturulduğunu hissettim. Ama en güzeli şu: kitap, o büyük kaybı anlatırken bile insanın içini karartan bir yerde bırakmıyor; tam tersine “yeniden mümkün” duygusunu diri tutuyor. Hikâyenin merkezindeki Beytü’l Hikme fikri beni çok etkiledi: farklı dillerden, farklı kültürlerden insanların aynı masa etrafında buluşup metinleri çevirmesi, anlaması, tartışması… Çocuklara (hatta biz yetişkinlere) çok net bir mesaj veriyor: bilgi tek bir yere, tek bir kişiye ait değil; paylaşıldıkça çoğalıyor. Ve bu yüzden korunması gereken şey sadece kitaplar değil, merakın kendisi. Kitabın dili sade ama altı dolu. “Büyük bir yıkım” gibi ağır bir konuyu didaktik olmadan anlatmayı başarmış. Sayfaları çevirirken bir yandan hüzün, bir yandan gurur, bir yandan da tuhaf bir umut hissettim. Çünkü kitap şunu çok iyi yapıyor: geçmişte yaşananları anlatıp “bitti” demiyor; okuru bir sözün içine davet ediyor. Bilgelik Evi’ni yeniden kurmak… Bu cümle benim için, “daha çok oku, daha çok sor, daha çok paylaş” demekle aynı yere çıktı. Görsellere ayrıca parantez açmam lazım: çizimler sadece eşlik etmiyor, hikâyeyi taşıyor. Detaylara bakarken Bağdat’ın o ilim atmosferini hayal etmek çok kolaylaştı. Bazı sayfalarda durup uzun uzun bakma ihtiyacı hissettim; bu da bence resimli kitapların en kıymetli tarafı. Bu, yazardan okuduğum ilk kitaptı ve kalemiyle gerçekten bağ kurdum. Anlatımı hem incelikli hem de güçlü. Çocuklar için bir hikâye gibi başlayıp, ailece konuşulacak bir kapıya dönüşüyor: “Bilgi neden değerli?”, “Bir şeyi korumak ne demek?”, “Bir medeniyetin hafızası nasıl kaybolur?” gibi soruları kendiliğinden ortaya
Bilgelik EviBodour Al Qasimi · Nar Çocuk Yayınları · 20251 okunma
8/10
·368 syf.··
2025 26. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2025 04:07
Herkese selamlar İnanın anlamakta zorluk çekiyorum üstelik bu kitap 4.000 üzerinde okunmuş. İçinde anlatılanlar ise zaten benim üniversitede gördüğüm şeyler hiç de dikkatimi çekmedi ben yaşamasam da çoğu arkadaşımdan duymuşumdur yani . Mesela kitabın kurgusu insanı içine çekmeli gerçekçi olmalı. Öyle değil mi? Bana ergence değişik geldi nedense .Sevdiğimi söyleyemeyeceğim üzgünüm. Ama bu tarz kitapları sevenler okuyabilir bir şey diyemem. Bu kitabın 2.ve 3. serrileri var okur muyum Allah bilir. Bu arada eleştirim yazara değil kitabın kendisine sonra kişisel algılanıp üzülenler olabiliyor. Konusu Sırf âşık olduğu adama ulaşmak uğruna saçlarına kıyan Rapunzel’in masalını dinlediğinden beri, masal gibi bir dostluğun, masallardaki aşklardan daha değerli olduğuna inanan Çınar Duman’ın, dört yıldır aynı evi paylaştığı bal kızı Balın İmge ile olan dostluğu bir yaz tatili projesiyle bir şehirden diğerine uzanacaktır. Proje için seçilen diğer altı öğrenciden kimisi bu ikiliyle samimi dostluklar içerisine girer, kimisi de gizli kimlikler ardında çeşitli oyunlar düzenlemekten geri kalmaz. ... ve bir de mesajcı... İkili, hemen her gün bir şekilde kendilerine ulaşan mesajcıyı bulmak için çabalarlar. Çıktıkları yolda daha birçok şeyi de beraberinde getirir zaman. Bir şeyler değişir, bir şeyler gelişir fakat ikili her şeye rağmen dostluklarına sıkıca tutunmaktan vazgeçmez. “Lütfen… Lütfen sonsuz olalım!”
Edebiyat
Bilinmeyen Numara - NarEmre Gül · Ren Kitap · 20224,154 okunma
5/10
·152 syf.··
2025 3. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 27 Şubat 2025 18:23
Edebiyat; bazen bir kıvılcım gibi yanar ve o alev, hakikati aydınlatırken karanlığı da içinde tüketir. Bu seçki, Fahrenheit 451’in yakıcı mirasına saygı duyarak, spekülatif kurgunun sınırlarını zorlayan öykülerle dolu. İnsan ruhunun derinliklerinden, mitlerin gölgesinde şekillenen fantastik dünyalara; uzayın bilinmez boşluğundan, korkunun titrek ışığında yankılanan kadim anlatılara kadar her öykü, zamanın ötesinde bir yankı bırakıyor. Ateşin içinden yükselen bu hikâyeler, sadece hayal gücünü değil düşünceyi de tutuşturacak. 1-Karanlık Köşedeki Masa (Sibel BOZKURT); Sıkıcı ve durağan başlayan korku gerilim öyküsünde kırılma noktası Gamze'nin terk edilen apartman dairesinde kemikleri ve dağ gibi biriken kadın kıyafetleri görmesidir. Öyküde uzaylının, kadınları tavlayıp neden onları yediğine dair bir konuşma olsaydı ağızları açık bırakacak bir öykü sonu okurduk. 2-Alevlerin İçinden (Anıl ŞAHAL); Polisiye ve psikolojik gerilim türlerinin uyum içinde dans ettiği olay öyküsünde vicdan azabının vücut bulmuş haliydi. Öyküde yangında eşini kaybeden karakterin bu durumu sindirmeyince onda vicdan azabı oluşturdu. Aslında o anda eşinin yanında olsaydı onunla birlikte kurtulacağına inanıyordu. Karakterin öyküsü polisi o kadar etkilemiş ki her şeyi kül eden ateşin huzurun yeri olduğunu görüyor. Öykü kimi okurlarda ateşle ilgili anıları canlandırıyor. 3-Isınan İskeletler (Meltem DAĞCI); Hristiyan yerli bilimkurgu öyküsünde bilimkurgu emareleri yanında korku ve komedi unsurları bir arada uyum içinde kelimeler dans ederek okurların yüzünde hafif tebessüm yaratıyor. Öyküdeki anlatılanlar, Dünya ekstremlerine ayak uydurmadığı için düş güçlerimizle öykünün insanların koloniler kurduğu gezegenlerden biri olan ÖRTSÜLDE adlı yanan iskeletlerin ve kül yağmurların hakim olduğu gezegende
Öykü
Tuhaf Bir KıvılcımKolektif · Plüton Yayınları · 20256 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2024 242. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ekim 2024 00:00
İnferno - Kanto I ~ Asena Nişikli . Arkadaşlar ben bir kurguya aşık oldum yine Hem sanat dolu, hem karanlık hem de alev alev bir kurguydu İnferno ve asıl cehenneme şimdi giriş yaptık Yoruma başlamadan önce acilen ikinci kitaba kavuşabilir miyiz desem abartmış olur muyum? Demir Karadağ, herkesin Hades olarak tanıdığı yalnızlığına düşkün bir adamdı. Evi, her şeyi İnferno’ydu. Dante’nin Cehennemi’nden yola çıkarak tasarlanan çok ünlü ve gizli mekandı İnferno. Her katı ayrı özel ve gizemli bir yeri hayal etmek bile eşsizdi Dokuz çemberden oluşan ve her bir çemberin gizeminin zirvede olduğu bir mekan düşünün. Mekanın kapısından giren kadınla Hades ile Persephone karşılaşıyor resmen Alevden saçlarıyla kardeşini aramak için İnferno’ya gelen kadın, Helen Saral. İki milyon takipçiye sahip cinsel terapist ve yazar. O gece aranan kız kardeş ve gizemli olaylar bizi soluksuz bırakıyor. Demir ve Helen çekimi sayfalardan taştı resmen Helen’in kardeşi Alin’in İnferno’da ne işi vardı? Şu an nasıl bir belanın içindeydi ve nasıl bulunacaktı? Tüm soruları cevaplamaya çalışıp durdum Helen ailesine haber vermeden kardeşini ararken tam olarak bilmese de büyük bir olayın içinde olduğunu evine giren adamlarla öğreniyor ve artık İnferno’da, cehennemin 9.katında Demir ile beraber Kurguya bayıldım. Dante’den esintiler, edebiyat, gizem ve yüksek dozda tutkuyla kitap muazzamdı. Her bir satıra postit yapıştırmamak için kendimi çok zor tuttum ama sonuç olarak onlarca alıntım var. Hem Demir’in hem de Helen’in karakterlerini, zekalarını ve çekimlerini öyle yoğun bir şekilde okuduk ki yanlarında masanın bir ucunda oturduğumu hissettim. Kabullenmekte zorlanılan duygular ve kıskançlık kıvılcımları inanılmaz hoşuma gitti. Yakınlaşmaların ve sırların ortaya dökülmesinin ardından daha büyük bir bilinmeze
İnferno: Kanto IAsena Nişikli · Pukka Yayınları · 2024631 okunma