ALAMET
Sayın Erkan Aksu,
Kitabınızı mesleki refleks olarak eleştirel okuyarak tamamladım. Okurken yanında mutlaka fosforlu bir kalemle uygunsuzlukların üzerini çiziyorum. Bu tür okuyucu geri dönüşleri bizde kültür olarak yerleşmediği için yazar için en büyük ödül olmaktadır. Farklı bir gözün ortaya koyduğunuz esere bakış açısı önemli ve değerlidir. Kendinizi çek etme ve yenileme konusunda yol haritası olacaktır.
Kapaktan başlamak istiyorum, korku ve gerilim olarak ifade ettiğiniz için içerik ve kapak fotoğraf veya grafiği uyumludur. Meraklısı için ilgi çekme noktasında mıknatıs gibi okuyucuyu kendisine çekecektir. Fakat açık söylemek gerekirse korku ve gerilim ilgi alanıma girmediği için böyle bir kapak beni oradan hızla uzaklaştıracaktır. Kitap üzerinde korku/gerilim spot olarak verildiği halde bunun roman olduğu devamında verilseydi daha açıklayıcı olurdu diye düşünüyorum.
Kitap ismi konuyla bağlantılı olarak görsel olarak amacına ulaşmıştır. Yazar ismi biraz daha belirgin olabilirdi. Sırt yazısı font ve karakter olarak kitaplıkta duruş pozisyonuna göre düşündüğümüzde farkındalık ortaya koymuştur. Arka kapak yazıları flu görüntü ile uyum sağlamadığı için okumayı zorlaştırmaktadır. Yazıların ön plana çıktığı bir grafik tercih edilmeliydi. Ayrıca kitap hakkında kanaat oluşturmak adına yeterli bilgi fazlasıyla mevcuttur. Hatta kitabın büyüsünü bozmamak ve gizemli hale getirmek için daha özet olabilirdi. Arka sayfada neredeyse kitabın özetini çıkarmışsınız bu stratejik olarak uygun değildir!
Kitabın başında yazarın özgeçmişinin olmaması bana göre eksiklik. Olsaydı diğer kitapları ile birlikte hem reklam olurdu hem de yazarın ne kadar donanımlı olduğu algı olarak okumaya başlamadan artı bir avantaj olurdu.
Kitabı bölümler olarak yazmak ve bunu da içindekiler olarak
Bir babanın oğlu ve iki arkadaşı ile motosikletsel ve içsel yolculuğunun hikayesidir.
Bu yolculuğun gerçek resimleri için bkz: venturearete.org/ResearchProject...
Hemen belirtelim "Motorcuyum kitabı da okuyayım diye aldım" diyorsanız bırakacağınızı garanti edebilirim.
Motosiklet kullananların çoğunun okumaya heves edip de "ağırlığını" gördükten sonra okumaktan vazgeçtiği kitaptır.
Ayrıca kitap-kurtlarının çoğunun bir iki defa eline alıp bıraktıklarını da duymuşluğum vardır.
Kendimin de ikinci elime alışımda bir solukta bitirdiğimi itiraf etmeliyim.
Türkçe’ye çevrilmeden önce Oğuz Atay’ın elinden düşürmediği kitaptır, Günlükler’inde geçer. Çevrilmesine onun ne kadar etkisi olmuştur bilemem.
Felsefeye giriş için bir başlangıç olabilir diyenler de vardır ama bence felsefeye başlama kitabı hiç değildir, "felsefe hakkında sıfır km yim, bir bebek kadar masumum" diyorsanız bence Jostein Gaarder'in Sofi’nin Dünyası ve Allain de Botton'un Felsefe’nin Tesellisi kitaplarıyla başlamanızı öneririm.
Felsefeye ilginiz ve az da olsa bir alt yapınız yoksa okuması ve anlaşılması zor bir kitaptır.
Yolculuğun amacı yolun kendisidir. Jaspers'in ifadesiyle, felsefe yolda olmaktır. fikriyle yazılmış bir yol hikayesinde felsefi çıkarımlar yapılmaktadır.
Zen’den bahsetmiyor diye bir yorum yapılan yorum Zen’in ne olduğunun bilinmediğinden kaynaklanan bir durumdur, zira kitabın tamamı modern bir dille, batı yaşantısının içinde batı enstrümanları ile zen anlatımı.
Romantizm ile klasik arasındaki farkı, tümevarım tümdengelim, a-priori, hume, kant’ın saf aklın eleştirisi, Platon’un Phaedrus’u, Chautauqua tarzı ile motisiklet bakımı ve yol üzerinden anlatılıyor, yersen…
“Ama, özne-nesne ikiliğini ortadan kaldırmak