Puan vermedi·119 syf.··
2026 48. kitabı
Bugün günlerden siir, hepinize musmutlu, huzur dolu harika bir hafta sonu diliyorum ​Yepyeni, sıcacık bir kitap keşfiyle geldim ​Sümeyye Taşer’in "Denizin İncisi" kitabını keyifle bitirdim ve hemen paylaşmak istedim ​Bu güzel eser, yazardan okuduğum ilk kitap oldu Kalemiyle tanışmak harika bir duygu ​Kendisi o kadar tatlı, o kadar içten bir yazar ki kalbi sayfadan sayfaya akmış adeta softness ​Kitabımız tam 117 sayfalık, su gibi akan, çok narin bir şiir kitabı ​Şiirlerin her biri ruhu dinlendiriyor, insana derin bir nefes aldırıyor sükunet ​En sevdiğim yanı ise kesinlikle yormayan, çok basit ve duru anlatımı oldu ​Süslü kelimeler yok, direkt kalbe dokunan, sıcacık ve çok sade bir dili var ​Hafta sonu kahvenizi alıp, bu güzel esere sığınabilirsiniz Mutlaka şans verin derim
Denizin İncisiSümeyye Taşer · Dls Yayınları · 20263 okunma
ANEMONLAR
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
Kendi Yaralarından Çiçek Açanlara ​Engin,üniversiteye başladığı yıl yazı geçirmek için Cundaya gider.Orada eski bir tekneyi onarırken yan teknede kalan huysuz bir kaptanın kızı ve torunu küçük Mavisu ile tanışır. Mavisu etrafa neşe saçarken bir sabah annesiyle aniden ortadan kaybolur.Aradan 28 yıl geçer. Engin artık doktordur ama mutsuz bir evliliğin içindedir. ​Diğer yanda Serap modern hayatın koşturmacasından yorulmuş,çocukluk travmalarıyla baş etmeye çalışan bir bankacıdır.Kendini toparlayabilmek için bir psikoloğa gider.Toplumun dayattığı mükemmel insan maskesinden çok yorulan serap "Beni dengeli,mutlu,kendine güvenen ve muhteşem bir insana dönüştürmeniz" istiyorum der.Aslında Engin ve Serap, kendilerine iyi gelmediğini bilseler de sırf orada birbirlerini görebilmek için kliniğe gitmeye devam eder. ​Bir gece Serapın kapısını üst komşusunun kızı küçük Hayal çalar.Annesi Jale acil bir iş için şehir dışına çıkmıştır. Bir günlük diye başlayan bu misafirlik uzar ve Engin, Serap ile Jale’nin yolları Hayal sayesinde yolları kesişir. ​Başta bağlantıları kurmak kolay olmuyor ama sayfalar ilerledikçe psikolog Hakan pek sevilecek biri olmasa da tüm düğümleri çözüyor. Jale’nin gerçek kimliği ve asıl adı ortaya çıkınca her şey yerini buluyor.İlk başta Hayale davranışından dolayı Jaleye kızıp bir annenin bunu nasıl yapabileceğini eleştirsemde geçmişini öğrendikçe ona çok üzüldüm.İnsanların kötü oldukları için değil, çocukken çok fazla yara aldıkları için yanlış kararlar verebildiğini anladım.Tıpkı kışın toprağın altında saklanıp güneşi görünce açan narin anemon çiçekleri gibi,karakterler de ayıp denilerek üzeri örtülen aile sırlarıyla ve çocukluk yaralarıyla yüzleşmek zorunda kalıyor. Kitap toplum olarak üstünü kapattığımız ne varsa çok yalın bir şekilde yüzümüze vuruyor. Bu
AnemonlarZeynep Kesler · Ceres Yayınları · 20269 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
5/10
·104 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 01:22
Merhaba arkadaşlar, bugün sizlere Bilimkurgunun Babası olarak bilinen, İngiliz yazar H. G. Wells'in (1866-1946), Zaman Makinesi adlı eseri hakkında bilgi vermeye çalışacağım. 1895 yılında yayımlanan bu eser bilimkurgu türünün ilk örneklerinden olduğu için önem teşkil etmektedir. Eserin içeriğine gelecek olursak; Zaman Gezgini adlı baş kahramanımız, bir tane zaman makinesi icat eder ve bu makine ile MS. 802.701 yılına yolculuk yapar. Yaptığı yolculuktan döndükten sonra yaşadıklarını bir dost meclisinde dostlarına anlatır. Zaman Gezgini'nin yolculuk yaptığı dönemde iki çeşit insan vardır: Eloilar: Yeryüzünde yaşayan, narin, çocuksu, minyon ve sanatsal yaratıklardır. Herhangi bir iş yapmazlar, sadece meyve yer ve oynarlar. Zihinsel kapasiteleri oldukça gerilemiştir. Wells'e göre Eloilar, geçmişin sefa içindeki zengin, burjuva sınıfının evrimleşmiş halidir. Mücadele edecek bir dertleri kalmadığı için zayıf düşmüşlerdir. ​Morlocklar: Yeraltında, karanlıkta yaşayan, maymuna benzeyen, mekanik işlerle uğraşan vahşi yaratıklardır. Işıktan nefret ederler. Wells'e göre Morlocklar ise geçmişin ezilen, fabrikalarda güneş görmeden çalışan işçi sınıfının evrimleşmiş halidir. Zaman Gezgini, gelecekte insanlığın evrimleşerek iki tamamen zıt ve kutuplaşmış türe ayrıldığını görür. Wells bu iki tür üzerinden Victoria dönemi İngiltere'sinin sınıfsal yapısını eleştirir. Eser akıcı bir dille yazılmış, yüz sayfa olduğu için bir oturuşta bitiyor. Ancak çok şey vadediyor gibi başlasa da oldukça vasat bir kitap. Sanki ilkokul çağındaki bir çocuğun eline kağıt kalem verip hadi sınırlarını zorlayarak saçmala demişler o da saçmalıkları kaleme almış gibi. Ben pek beğenmedim, tavsiye de etmiyorum. Keyifli okumalar dilerim...
Zaman MakinesiH. G. Wells · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202437,2bin okunma
Sessizliğin ve Sesin İzinde: "yumuşak g"
Puan vermedi·112 syf.··
2026 42. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 23:33
Edebiyatta kısa öykü, hacmine sığmayacak kadar yoğun bir anlatımla insan ruhunun en saklı taraflarına ulaşabilen özel bir türdür. Zehra Âli Yılmaz, ‘yumuşak g’ adlı öykü kitabında bu imkânı başarıyla kullanarak okura samimi, duru ve katmanlı bir anlatı dünyası sunuyor. Kitap, alfabenin kendine mahsus harfi olan, tek başına bir kelimeyi başlatamayan fakat dokunduğu sesi uzatan yumuşak g üzerinden hayata ve insana dair hüzünlü bir benzetme kuruyor. Kitaba adını veren ve açılışı yapan “yumuşak g” öyküsünde yazar, bu dil bilgisi unsurunu sosyal hayatta sesini duyuramayan, geri planda kalan ya da suskunluğunun bedelini ödeyen insanların simgesi hâline getiriyor. Eserin ruhunu yansıtan şu satırlar, kitabın temel yaklaşımını da ortaya koyuyor: “Bir insan yumuşak g olsaydı en fazla ‘değil’ demekten ürperirdi herhâlde. Tepki görmekten, dışlanmaktan, zarara uğramaktan hatta elindekileri kaybetmekten, bedel ödemekten endişe ederdi... Sustu. Bu, ona verilmiş bir hak değil, ödediği bir bedeldi.” Yazar, günümüz insanının en belirgin açmazlarından biri olan yalnızlığı ve anlaşılma arzusunu, dilin ince imkânlarından yararlanarak anlatıyor. Karakterlerin içine çekildiği sessizlik, “Ciğerleri sanki dar bir kelimenin içine sıkıştı. Konuşursa sesinin çatlayacağını biliyordu.” cümlesiyle somut bir acıya dönüşüyor. Kitap boyunca hissedilen bu tema, “Ses” öyküsünde daha belirgin bir görünüm kazanıyor. Açılıştaki suskunluğun aksine burada ses, hayatın kendisiyle özdeşleşiyor: “Dil sussa da ses bir yerden sızdırır kendini.” Doğanın bütün tınılarını yaşamanın işareti olarak sunan yazar, karakterin ruh hâlini taşra atmosferi içinde yeniden kuruyor: “Ses, onun için varlığın emaresiydi. Ses varsa hayat da vardı. Bir varlık sesini kaybettiyse geriye kaybedecek bir şeyi kalmamış
Yumuşak GZehra Âli Yılmaz · Kitap Ağacı Yayınları · 20261 okunma
Merhabaaa Şekerparelerimmm Kitabın konusunu zaten anlattığım için direkt incelemeye geçiyorum. İnceleme: İlk kitabı baya zevkle okudum ikinci kitaba başladım. Ama ikinci kitabı o kadar da sevemedim. Baya klişe sahneler vardı. Her kitapta olan sahnelerden…. Ve bana bir şeyler eksik geldi. Kitapta o kadar sorun var ama yalnız Narin ve Hakan dialogları okuyoruz. Bu biraz sıktı tabi. Bence kitap gereksiz uzatılmış. Tek kitaplık bir seride ola bilirmiş. Kitabta aksion baya eksik, o kadar düz ve sıkıcı irerlemiş ki resmen okurken zorlandım. Şey gibi hani bitsede gitsek. O yüzden ikinci kitabı pek sevemedim malesef)) Evetttt, bir serinin daha sonuna geldik… diğer evrenlerde görüşürüzzzzz
Gölgesiz Cilt - 2Sibel Akcan · Pukka Yayınları · 202546 okunma
7/10
·416 syf.··
2026 31. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 02:27
Meraba Şekerpareler…. Biliyorum uzun zamandır bir kitap incelemesi yazmıyorum, o yüzden biraz şaşıracaksınız. Bu gün Sibel Akcandan “Gölgesiz” kitabının incelemesini paylaşacağım. Kitabın konusu şudur Narin Derin’in kocası bir görevde şehit düşer. Ve Narin daha hamile bile olduğundan habersizdir. Çok büyük zorluklarla mücadele eder derken koskoca dört yıl geçer. Narin çocuklarını büyütür ama şehit olan kocası Hakan Kurt’u hiç bir zaman unutmaz. Bir gün çalıştığı iş yerinde alacağı ödül için ödül törenine katılır ve suikasta kurban olur. İşin garip tarafı bu suikast ona bir anda dört yıl önce kayb ettiği kocasını verir. Ve olaylar Narinin aslında Hakanın ölmediğini anlamasıyla başlar. İnceleme Kitabın konusu çok dikkatimi çekmişti derken okumaya başladım. Ama biraz zorlandım. Kitap devamlı geçmiş ve gelecekle yazılmış. Biraz kafa karıştırdı tabi. Ama yinede baya bi akıcı ilerledi. Karakterlerden Narinin annesi ve üvey babası dışında her kesi sevdim. Ve final… Final öyle bir yerde bittiki ben baya şok oldum… bu yüzden incelemeyi kısa tutub ikinci kitabı bitirmeye gidiyorummm
Gölgesiz 1Sibel Akcan · Pukka Yayınları · 2025150 okunma