Yazarın "Uçurtma Avcısı" isimli ilk romanını çok beğenmiştim ve hepimiz beğenmiştik. Diğer kitaplarında da aynı tadı bulabilir miyim acaba die endişe yok değildi aslında aklımda.
Bu endişe ile başladım "Bin Muhteşem Güneş" i okumaya.Üzgünüm bu kitabın da muhteşem bir eser olduğunu söylemeliyim .Yazar yine muhteşem bir kurgu ve akıcı anlatımla,duyguları okuyucuya geçire geçire savaşın ve geleneğin pençesinde can çekişen Afganistan'ı, iki kader ortağı Leyla ve Meryem'in gözünden aktarmış. Meryemmm ... stadyuma girerken ki o dik duruşunu hiç unutmayacağım ... Genç kızların, kadınların, annelerin acımasızca değersizleştirildiğini,itaat ederek yaşamlarını sürdürmek zorunda bırakıldığını harika bir anlatımla adeta okudukça yaşıyor, yaşadıkça ağrılar girmiş başım, gerilmiş sinirlerim ve çoktan akmış göz yaşlarımla kalakaldım.''Bir toplumun kadınları eğitimsiz olduğu sürece başarıya ulaşma şansı yoktur. '' alıntısını tam da buraya koymak iyi olur...
aşk, umut, dostluk ve hasret gibi insani duygularımız da kitap içindeki o güzel kurgu içerisinde yerini alıyor elbette.Bu tür duyguları içimize işleten en iyi yazarlardan Khaled Hosseini. (Ama Afganistan ve benzeri coğrafyalarda yaşanan dramı anlatırken Amerika'ya bi bişey dememesi ve hatta cici göstermesinden dolayı yazara karşı olan eleştirimin de sabit yerinde durduğunu söylemeliyim). Üstelik bu kitapta ,erkek olmasına rağmen kadın duygularını bu denli başarılı bir şekilde aktarması bu kadar güzel betimlemeler yapması çok takdir edilesi.
Her satırda kendim için ve toplumum için şükür dedim, zulüm gören kadınları ve insanları düşündüm ve dua ettim...
Umarım tüm evrende haksızlık ve zulümler sonsuza dek son bulsun ...
velhasıl güzel kitap okuyun bence ...