Martin Heidegger (1889-1976), insanın varoluşunu "Hiç"-lik boyutuna değin sorgulayan filozofların önünde gelir. He-idegger'e göre varolanı, varolan olarak düşünmek, varlığın kendisi üzerine düşünmektir... Varolma, insanın içinde insan olarak bulunduğu özalanı irdelemek" demektir.
Heidegger'in yazdıklarından anlayabildiklerimi bu bağlam içinde toparlamaya çalışırsak, insanın kendisini tanıması, kendisine dönük, kendisini duyumsadığı özalanını düşünmesiyle olasıdır... Bu da yaşanan yaşam üzerine düşünmek demektir. İnsan -ancak- kendisi üzerine düşünerek şeylerden ayrılır, insan olabilir.
Freud, olağan/ sıradan üzüntü ile melankoli arasındaki benzerlik ve farklılıkları tartışırken, olağan üzüntünün, hemen hemen her zaman sevilen bir kişinin ya da onun yerini tutan bir objenin, bir idealin ya da soyut bir nesnenin, düşüncenin yitirilmesiyle açığa çıkan bir tepki olduğunu söyler... Freud'un tespitlerine göre de melankoli, genellikle acılı bir çökkünlük, dış dünyaya karşı ilgisizlik, sevme yeteneğinin yitirilmesi, hiçbir işin üstesinden gelinemeyeceği düşüncesi, özgüven duygusunun azalması, kendini cezalandırma istemi ve intiharlar ile ortaya çıkabilir...