Zamanımızda sosyalist inançların apaçık görülen zayıflığı, bunların kitlelerin ruhunda kök salmasını önleyemeyecektir. Bütün dini inançlara oranla sosyalist inançların aşağı düzeyde bulunması şundandır: dini inançların adadığı mutluluk ideali ancak ahirette gerçekleşbileceğinden buna hiç kimse itiraz edemiyordu. Sosyalist mutluluk idealinin ise yeryüzünde gerçekleşmesi gerektiğinden, bu mutluluğu meydana getirmeye girişir girişmez vaat edenlerin yalanı ortaya çıkacak ve yeni inanç aynı zamanda bütün nüfuzunu kaybedecektir.
Canlı varlıklardan birkaçı bir araya gelir gelmez, bunlar ister hayvan ister insan kalabalığı olsun, içgüdüsel olarak bir önderin egemenliği altına girerler. İnsan topluluklarında önderler büyük bir rol oynarlar. Onun iradesi, düşüncelerin gerçekleştiği ve oluştuğu bir kaynak olur. Kitle, çobanından vazgeçmeyen bir sürüdür.
Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlar karşısında, gerçekdışı eğer kendilerini çekerse, bunu ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayallere çekmesini bilenler onlara hakim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlar da onların kurbanı olurlar.
İnsan var olduğu günden beri şu iki şeyle uğraşmıştır: 1- Kendisine bir ananeler zinciri meydana getirmek. 2- Bunların faydalı etkileri aşınmaya uğradıktan sonra bu gelenekleri yıkmak.
Devlet şurasında Napolyon şöyle diyordu: “Vendee savaşını kendimi katolik yaparak kazandım, kendimi müslüman gösterdikten sonra Mısır’da yerleştim, kendimi Papa’nın nüfusunu yaymaya taraftar göstererektir ki, İtalya’da papazları elde ettim. Eğer yahudi bir kavme hükmetseydim Süleyman’ın tapınağını yeniden kurardım.”