Bir süre aktif bir kitle içinde bulunan kimsenin çok geçmeden, kendisini uyutanın elleri arasında uyuyan kişinin düştüğü gibi efsunlaşmış bir hale düştüğü dikkatli gözlemlerle kesinleşmiştir. Uyutulan kimsede bilinçli çalışma felce uğradığından, uyutucunun kendi arzusuna göre yönettiği bütün bilinçaltı etkinliklerinin esiri olur. Artık bu adamda bilinçli kişilik kaybolmuştur, irade ve seçme kabiliyeti kalmamıştır. Duyguları, düşünceleri o zaman uyutucunun yönlendireceği tarafa doğru yönelir.
Kitlelerin psikolojisini anlamak, onları yönetmeyi bilmek değil, fakat hiç olmazsa bütünüyle onlar tarafından yönetilmemek isteyen devlet adamlarının sermayesini oluşturur.
Anne babayla ilişkiler hiç adil değil. Onlar en iyi durumlarında, en enerjik hallerinde, en yaşam ve sevgi dolu zamanlarındayken tanıyamıyoruz. Ya da o kadar ufağız ki onların farkına varamıyoruz. Sonra büyümeye ve bazı şeyleri anlamaya başlıyoruz ama onlar yaşlanmış, önceden sahip oldukları enerjiyi yitirmiş oluyorlar. Gençken oldukları kadar yaşam tutkusuyla dolup taşmıyorlar. Birçok yönden hayal kırıklığına uğramış, başarısızlığı tatmış oluyorlar. Yeterince acı çekmiş oluyorlar.