Acı, başkalarınınki olunca, duyulmaz elbet. Sevenleri, olsa olsa, acıyı çekeni anlamağa çalışır. Ne gereksediğini düşünürler. Acıyı çekenin gereksediğini verebileceklerse ne ala, yoksa çekilmeliler aradan. Avutmalar, acıyı "paylaşma"lar, boş şeyler. Güçlük, hiçbir şey olmamış gibi, hiçbir şey yokmuş gibi davranmanın da olanaksız görünmesinde. Sakat olan kişi, başkadır. Onun karşısında ne yaparsak yapalım, nasıl bir tutuma karar verirsek verelim, yaptığımız yalan olacaktır, en azından, yanlış olacaktır.
Çünkü biz, onun gibi değiliz.
Ve sonunda üzülerek de olsa anladılar ki hayaller kurulur, canlanır ve de o hayalleri kuranlara isyan ederler. Hayal kuranın kemikleri kurduğu hayaller tarafından kırılır. Buna hayal kırıklığı denir.