- Ah, yaşama yeniden başlamayı ne kadar isterdim!-  dedi müthiş canlı bir sesle. -hayatın her dakikası, her anı haz vermeli insana, ferahlık, mutluluk vermeli. Evet kesinlikle böyle olmalı! İnsan bir görev olarak hep bunu gerçekleştirmeye çalışmalı: yasasıdır çünkü bu insanın; gizli ama gerçeklikte var olan bir yasa…
Bütün insanlar mutsuz, çünkü iradelerini açıklamaktan korkuyorlar. İnsan oğlunun bugüne dek mutsuz ve yoksul olmasının nedeni, iradesini en yüce biçimini göstermekten çekinmesi ve bunu bir ilkokul öğrencisi gibi küçük şeylerle göstermesidir. Çok mutsuzum, çünkü çok korkuyorum. Korku insanın lanetidir.
Sadaka vermekten alınan zevk kibirli, küstah, ahlaksızca bir zevktir; zenginin zenginliğinden, gücünden, kendi önem ve değerini yoksulun önem ve değeri ile karşılaştırmasından aldığı zevktir. Sadaka vereni de alanı da soysuzlaştırır, üstelik hiçbir amaca hizmet etmez, yalnızca yoksulluğu arttırır.
Tıpkı dindeki gibi diyorsunuz: insan ne kadar zor koşullar altında yaşıyorsa ya da halk ne kadar ezilmiş, bitkin, yoksulluk içindeyse, o kadar büyük bir inatla cennette ödüllendirilmeyi bekler; hele bir de bu arada yüz bin papaz din adamı vs. bir takım spekülasyonlarla onların bu hayallerini kışırtacak çalışmalar yürütürlerse…